
konu dışı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
konu dışı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
14 Ekim 2008 Salı
25 Eylül 2008 Perşembe
22 Eylül 2008 Pazartesi
Kibbutz
Kibbutz, İbranice’de "ortak yerleşim alanı" anlamına gelen, İsrail’de kooperatif ilkelerine dayalı müstakil bir sosyo-ekonomik oluşumdur.
İsrail’in ekonomik gelişmişliğinde ve kuruluşunda önemli rol oynamıştır. 19. yüzyılın sonlarında bireysel çiftçilik yapmak ve yerleşim alanı kurmak, Filistin’deki halkın çıkardığı sorunlar ve Osmanlı’nın genel asayişi sağlamasındaki problemler nedeniyle mümkün değildi. Buna bir de kibbutzların kurulmasında etkili, sosyalist hareketleri de ekleyince en mantıklı ve güvenli olan toplu hâlde yaşamaktı; ancak kibbutzları daha iyi anlamak için İsrail’e yapılan I. ve II. Aliya’ları, bunların nasıl olduklarını bilmek gerekir.Avrupa ve Rusya’daki Yahudi düşmanlığının artmasıyla 1880’lerde çoğunluğu Güney Rusya’dan olan 15.000 Yahudi İsrail’e göç ederek I. Aliya’yı gerçekleştirdiler ve kendilerine yerleşim yeri kurma çabasında kibbutz hareketinin ilk tohumlarını attılar. I. Aliya’ya üye olanlar dindardı ve kendilerini Siyonist olarak görüyorlardı. İki amaçları vardı: orda yaşamak ve çiftçilik yapmak. I. Aliya’nın üyeleri çiftçilik hakkında fazla deneyimleri olmadığından hep bağışla ve Arapları çalıştırarak ayakta kalmaya çabaladılar.20. yüzyılın başlarında kan iftiraları ve 1905 Devrimi, Rus Yahudilerini tekrar İsrail’e göç etmeye zorladı. Böylece göç edenler II. Aliya’nın parçası ve kibbutzların ilk kurucularından oldular. Kendi yerleşim alanlarını, çiftliklerini kurarken rahat işlerde kendileri; fakat daha zor işlerde Arapları çalıştırıyorlardı. Joseph Baratz, bu duruma karşı çıktı; fakat bağımsız bir çiftçi olmak o zamanın zorlu koşullarında gerçekliğe aykırıydı. Joseph Baratz yanına dokuz erkek ve iki kadın alarak, 1909 yılında, sosyalizmden de esinlenerek Filistin’de Arap kasabası Umm Juni’de ilk kibbutzu kurdu. Kendi topluluklarına "Degonya" (Degania) adını verdiler ve hayalleri kendileri için çalışıp, kendi topraklarını çalıştırmak oldu. Daha sonra bu topluluğun kurucuları tarımın ve sosyalizmin yeni açılan kibbutzlarda havarileri olmak için Degonya’yı terk etti. Diğer Aliyalarla da kibbutzlar büyümeye ve çoğalmaya devam etti. II. Aliya ile oluşan diğer kollektif yaşam alanı ise Moşavlardır. Moşav, İsrail’de kırsal alanlarda kurulmuş olan köylerdir. Kibbutzlara benzemelerinin yanında, çeşitli şekillerde birbirlerinden ayrılırlar. Moşavlarda belli bir orana kadar özel mülkiyet sahibi olunabilir. Her aileye kendi toprak parçası verilir, gelirlerini tarımsal üretimden sağlarlar. Kibbutzlarda tarımla ilgilenen aileler toprakları kollektif olarak işleyip, elde edilen geliri de paylaşır. Moşavlarda ise tarımla uğraşan aileler sadece kendilerinin olan toprakları işlerler; ancak her biçimde de toprak mülkiyeti İsrail Devleti’ne ait olduğundan ikisi de kolektif işletme olarak kabûl edilmektedir.Kibbutz felsefesi, hem Yahudi gelenekleri ve Yahudi dininin kurallarına göre hem de sosyalist sistemin gereklerine göre bir yapı oluşturmaktır. Günümüzde üç farklı kibbutz vardır, bunlar: Laik, ateist ve dindar kibbutzlardır. Dindar kibbutzların dışındaki, laik ve ateist kibbutzlar da Yahudi geleneklerinden kopmak istemediklerinden Şabat, Bar Mitzva gibi önemli dini kurallar yerine getirilir; ama genellikle Kaşerut kurallarına uyulmaz. Yâni etler kaşer olmasına rağmen; sütlü, etli aynı ortamda aynı gereçlerle yapılır. Kibbutz üyeleri, Kibbutztaki tüm varlıkların ortaklaşa sahipleridir. Öte yandan, Kibbutz dışında çalışanların gelirleri Kibbutz bütçesine doğrudan aktarılır. Tüm ekonomik, sosyâl ve kültürel faaliyetler birlikte gerçekleştirilir. Gelirleri tarımsal üretime dayanır ve bunun yanında farklı yan gelir kaynakları (fabrika, balıkçılık vb.) da vardır. Kibbutzlar İsrail’de sosyâl ve toplumsal bir vazife görmenin dışında, gelişen İsrail ekonomisinin de en sağlam yapı taşlarını oluşturmuşlardır. Somutlaştırmak gerekirse, özellikle 1967–1992 döneminde 100’den fazla fabrika kibbutzlar tarafından kurulmuştur. 1960’larda kibbutzların sanayileşmeye başlaması, kibbutz üyelerinin yaşam standartlarının yükselmesini sağlamıştır. Ağırlıklı olarak tarımsal alanda faaliyet gösteren kibbutzların, bir diğer güçlü olduğu alan ise, plastik sektörüdür; ancak dünyada birbirini izleyerek yaşanan ekonomik krizler ve değer yargılarındaki değişimler kibbutzları da etkisi altına almıştır. Günümüzde kibbutzlarda çalışanların sadece %38’i kibbutz üyesidir. Kibutzlarda daha çok dışardan işçi çalıştırılmaktadır. Bu, kibbutzların kurucusu Joseph Baratz’ın görüşüne ters olsa da kibbutzlar da ayakta kalabilmek, gelir kaynağı sağlayabilmek için değişen koşullara ve hayata ayak uydurması gerekiyordu. Her ne kadar temel felsefesinde ödün vermese de birçok kibbutzda katı kurallar günümüze göre daha yumuşatılmış, insanların şahsi bütçelerini yönlendirmelerine izin verilmiş, özel hayata tanınan serbestlik biraz daha arttırılmıştır.
Kibbutz Bayramı
Kibbutzlar aslında sosyalist bir köyden çok, kan bağının değil hayat bağının olduğu, senin benim kavramının ortadan kalktığı, her şeyin herkesin olduğu, temel ilkenin yardımlaşma olduğu kocaman bir ailedir.Kibbutzlar hakkında daha net bir resim oluşturmak için (kızın biri anlatıyor)-gittiğimiz Kibbutz Bayramı’nı anlatmak istiyorum.Lübnan sınırında bir tepede, dünyanın her yerinden 70 gönüllünün çalıştığı, havuzlu ve İsrail’e göre dondurucu diyebileceğim bir kibbutztaydık... Kibbutzu gezerken oldukça etkilendim. Yaşlı bakım evi, yuva, müze, süpermarket, çocuk parkı, barbekü alanı, havuzuna kadar kendilerine ufak bir dünya yaratılmış ve her şeyi ile kibbutz sakinleri ilgileniyor. Turun sonunda bize bir oda dolusu kıyafet sunuldu, çok şaşırdık ve ortaklığın bu kadarını da beklemiyorduk; ama bunu yaşamadan öğrenmek imkânsızdı.Kibbutzta ağırlıklı kazanç tarım olmasına rağmen tarla dışında da fabrika, gönüllü binaları, yaşlı bakımevi, kreş, çamaşır odası, tuvaletler, bahçe, yemekhane ve mutfak gibi çalışmak için birçok farklı iş seçeneği bulunmaktaydı... İsrail’in her yerinde olduğu gibi kibbutzta da Şabat günü(Cumartesi) çalışılmıyordu. Aileler genelde kendi pişirdikleri veya yemekhanenin kapısından gelip aldıkları yemekleri evlerinde yiyorlardı; ama Şabat akşamı herkes en güzel ve bakımlı hâliyle, bütün kibbutzlularla birlikte Şabat sofrasında Şabat’ı kutlamakta... Haftada bir Şabat akşamı bar gecesi yapılıyordu. Ufak mütevazı bir bar; ama yeterliydi. Bar kibbutzniklerle gönüllülerin iş dışında bir araya geldiği ve kaynaştığı tek yerdi. O ufacık bar yorucu bir hafta sonunda çok şey ifade ediyordu.Kibbutz eğlencenin yanında da insana birçok şey katıyor. Birçok farklı kültürle tanışıp dünyanın her tarafından arkadaş ediniyorsunuz. Ufkunuzu genişletip, sizinle aynı gelenek ve kültürden olmayan insanlarla ortak noktada buluşmayı, birlikte eğlenmeyi öğreniyorsunuz. Yardımlaşmanın tek taraflı da olabileceğini, her verdiğinizde almak gerekmediğini görüyorsunuz.Siz de böyle bir hayat tecrübesi edinmek isterseniz sadece uygun olduğunuz bir anda gitmek isteyin ve ertelemeyin. Tek yapacağınız Tel Aviv’deki Kibbutz Office’le iletişime geçmek ve gitmek.
Gitmek isteyen arkadaşlar google'a kibbutz yazıp gerekli bilgileri elde edebilirler.
İsrail’in ekonomik gelişmişliğinde ve kuruluşunda önemli rol oynamıştır. 19. yüzyılın sonlarında bireysel çiftçilik yapmak ve yerleşim alanı kurmak, Filistin’deki halkın çıkardığı sorunlar ve Osmanlı’nın genel asayişi sağlamasındaki problemler nedeniyle mümkün değildi. Buna bir de kibbutzların kurulmasında etkili, sosyalist hareketleri de ekleyince en mantıklı ve güvenli olan toplu hâlde yaşamaktı; ancak kibbutzları daha iyi anlamak için İsrail’e yapılan I. ve II. Aliya’ları, bunların nasıl olduklarını bilmek gerekir.Avrupa ve Rusya’daki Yahudi düşmanlığının artmasıyla 1880’lerde çoğunluğu Güney Rusya’dan olan 15.000 Yahudi İsrail’e göç ederek I. Aliya’yı gerçekleştirdiler ve kendilerine yerleşim yeri kurma çabasında kibbutz hareketinin ilk tohumlarını attılar. I. Aliya’ya üye olanlar dindardı ve kendilerini Siyonist olarak görüyorlardı. İki amaçları vardı: orda yaşamak ve çiftçilik yapmak. I. Aliya’nın üyeleri çiftçilik hakkında fazla deneyimleri olmadığından hep bağışla ve Arapları çalıştırarak ayakta kalmaya çabaladılar.20. yüzyılın başlarında kan iftiraları ve 1905 Devrimi, Rus Yahudilerini tekrar İsrail’e göç etmeye zorladı. Böylece göç edenler II. Aliya’nın parçası ve kibbutzların ilk kurucularından oldular. Kendi yerleşim alanlarını, çiftliklerini kurarken rahat işlerde kendileri; fakat daha zor işlerde Arapları çalıştırıyorlardı. Joseph Baratz, bu duruma karşı çıktı; fakat bağımsız bir çiftçi olmak o zamanın zorlu koşullarında gerçekliğe aykırıydı. Joseph Baratz yanına dokuz erkek ve iki kadın alarak, 1909 yılında, sosyalizmden de esinlenerek Filistin’de Arap kasabası Umm Juni’de ilk kibbutzu kurdu. Kendi topluluklarına "Degonya" (Degania) adını verdiler ve hayalleri kendileri için çalışıp, kendi topraklarını çalıştırmak oldu. Daha sonra bu topluluğun kurucuları tarımın ve sosyalizmin yeni açılan kibbutzlarda havarileri olmak için Degonya’yı terk etti. Diğer Aliyalarla da kibbutzlar büyümeye ve çoğalmaya devam etti. II. Aliya ile oluşan diğer kollektif yaşam alanı ise Moşavlardır. Moşav, İsrail’de kırsal alanlarda kurulmuş olan köylerdir. Kibbutzlara benzemelerinin yanında, çeşitli şekillerde birbirlerinden ayrılırlar. Moşavlarda belli bir orana kadar özel mülkiyet sahibi olunabilir. Her aileye kendi toprak parçası verilir, gelirlerini tarımsal üretimden sağlarlar. Kibbutzlarda tarımla ilgilenen aileler toprakları kollektif olarak işleyip, elde edilen geliri de paylaşır. Moşavlarda ise tarımla uğraşan aileler sadece kendilerinin olan toprakları işlerler; ancak her biçimde de toprak mülkiyeti İsrail Devleti’ne ait olduğundan ikisi de kolektif işletme olarak kabûl edilmektedir.Kibbutz felsefesi, hem Yahudi gelenekleri ve Yahudi dininin kurallarına göre hem de sosyalist sistemin gereklerine göre bir yapı oluşturmaktır. Günümüzde üç farklı kibbutz vardır, bunlar: Laik, ateist ve dindar kibbutzlardır. Dindar kibbutzların dışındaki, laik ve ateist kibbutzlar da Yahudi geleneklerinden kopmak istemediklerinden Şabat, Bar Mitzva gibi önemli dini kurallar yerine getirilir; ama genellikle Kaşerut kurallarına uyulmaz. Yâni etler kaşer olmasına rağmen; sütlü, etli aynı ortamda aynı gereçlerle yapılır. Kibbutz üyeleri, Kibbutztaki tüm varlıkların ortaklaşa sahipleridir. Öte yandan, Kibbutz dışında çalışanların gelirleri Kibbutz bütçesine doğrudan aktarılır. Tüm ekonomik, sosyâl ve kültürel faaliyetler birlikte gerçekleştirilir. Gelirleri tarımsal üretime dayanır ve bunun yanında farklı yan gelir kaynakları (fabrika, balıkçılık vb.) da vardır. Kibbutzlar İsrail’de sosyâl ve toplumsal bir vazife görmenin dışında, gelişen İsrail ekonomisinin de en sağlam yapı taşlarını oluşturmuşlardır. Somutlaştırmak gerekirse, özellikle 1967–1992 döneminde 100’den fazla fabrika kibbutzlar tarafından kurulmuştur. 1960’larda kibbutzların sanayileşmeye başlaması, kibbutz üyelerinin yaşam standartlarının yükselmesini sağlamıştır. Ağırlıklı olarak tarımsal alanda faaliyet gösteren kibbutzların, bir diğer güçlü olduğu alan ise, plastik sektörüdür; ancak dünyada birbirini izleyerek yaşanan ekonomik krizler ve değer yargılarındaki değişimler kibbutzları da etkisi altına almıştır. Günümüzde kibbutzlarda çalışanların sadece %38’i kibbutz üyesidir. Kibutzlarda daha çok dışardan işçi çalıştırılmaktadır. Bu, kibbutzların kurucusu Joseph Baratz’ın görüşüne ters olsa da kibbutzlar da ayakta kalabilmek, gelir kaynağı sağlayabilmek için değişen koşullara ve hayata ayak uydurması gerekiyordu. Her ne kadar temel felsefesinde ödün vermese de birçok kibbutzda katı kurallar günümüze göre daha yumuşatılmış, insanların şahsi bütçelerini yönlendirmelerine izin verilmiş, özel hayata tanınan serbestlik biraz daha arttırılmıştır.
Kibbutz Bayramı
Kibbutzlar aslında sosyalist bir köyden çok, kan bağının değil hayat bağının olduğu, senin benim kavramının ortadan kalktığı, her şeyin herkesin olduğu, temel ilkenin yardımlaşma olduğu kocaman bir ailedir.Kibbutzlar hakkında daha net bir resim oluşturmak için (kızın biri anlatıyor)-gittiğimiz Kibbutz Bayramı’nı anlatmak istiyorum.Lübnan sınırında bir tepede, dünyanın her yerinden 70 gönüllünün çalıştığı, havuzlu ve İsrail’e göre dondurucu diyebileceğim bir kibbutztaydık... Kibbutzu gezerken oldukça etkilendim. Yaşlı bakım evi, yuva, müze, süpermarket, çocuk parkı, barbekü alanı, havuzuna kadar kendilerine ufak bir dünya yaratılmış ve her şeyi ile kibbutz sakinleri ilgileniyor. Turun sonunda bize bir oda dolusu kıyafet sunuldu, çok şaşırdık ve ortaklığın bu kadarını da beklemiyorduk; ama bunu yaşamadan öğrenmek imkânsızdı.Kibbutzta ağırlıklı kazanç tarım olmasına rağmen tarla dışında da fabrika, gönüllü binaları, yaşlı bakımevi, kreş, çamaşır odası, tuvaletler, bahçe, yemekhane ve mutfak gibi çalışmak için birçok farklı iş seçeneği bulunmaktaydı... İsrail’in her yerinde olduğu gibi kibbutzta da Şabat günü(Cumartesi) çalışılmıyordu. Aileler genelde kendi pişirdikleri veya yemekhanenin kapısından gelip aldıkları yemekleri evlerinde yiyorlardı; ama Şabat akşamı herkes en güzel ve bakımlı hâliyle, bütün kibbutzlularla birlikte Şabat sofrasında Şabat’ı kutlamakta... Haftada bir Şabat akşamı bar gecesi yapılıyordu. Ufak mütevazı bir bar; ama yeterliydi. Bar kibbutzniklerle gönüllülerin iş dışında bir araya geldiği ve kaynaştığı tek yerdi. O ufacık bar yorucu bir hafta sonunda çok şey ifade ediyordu.Kibbutz eğlencenin yanında da insana birçok şey katıyor. Birçok farklı kültürle tanışıp dünyanın her tarafından arkadaş ediniyorsunuz. Ufkunuzu genişletip, sizinle aynı gelenek ve kültürden olmayan insanlarla ortak noktada buluşmayı, birlikte eğlenmeyi öğreniyorsunuz. Yardımlaşmanın tek taraflı da olabileceğini, her verdiğinizde almak gerekmediğini görüyorsunuz.Siz de böyle bir hayat tecrübesi edinmek isterseniz sadece uygun olduğunuz bir anda gitmek isteyin ve ertelemeyin. Tek yapacağınız Tel Aviv’deki Kibbutz Office’le iletişime geçmek ve gitmek.
Gitmek isteyen arkadaşlar google'a kibbutz yazıp gerekli bilgileri elde edebilirler.
12 Eylül 2008 Cuma
Albenisi Göklerde Dergi: WProst

Daha önce Almanya Başbakanı Angela Merkel'i Polonya'nın ikiz liderlerini emzirirken gösteren bir fotomontaj kapakla adından söz ettiren Polonya 'daki WProst dergisi, şimdi de Rusya Başbakanı Vladimir Putin'i, Fransa lideri Nicolas Sarkozy'yi tokatlarken gösteren bir fotomontajı kapak resmi yaptı.
'Avrupa için Ortaklık' başlıklı manşet haberi için kullanılan fotomontajda, Putin'in Sarkozy'yi kucağına yatırıp, küçük bir çocuk gibi kalçasından tokatladığı görülüyor.
Haberde, Avrupa Birliği'nin her geçen gün daha fazla Rusya'nın gücüne boyun eğdiği ve giderek Moskova'nın kolonisi olmaya başladığı belirtildi. Haberde, bu gelişmelerde Sarkozy'nin oynadığı rolün de büyük olduğu vurgulandı.
Dergi geçtiğimiz yıl da, Merkel'i Polonya Devlet Başkanı Lech Kaczynski ve kardeşi Başbakan Jaroslaw Kaczyinski'yi emzirirken gösteren bir fotomontaj yayınlamıştı. Kapak, Almanya'da büyük tepki toplamıştı.
27 Ağustos 2008 Çarşamba
kadınlar, savaş ve tecavüz
Kadınlar toplu tecavüze uğrayarak, işkence görerek, öldürülerek, evlat ve eş acısı çekerek savaşların en iğrenç uygulamalarına maruz kalıyor, en onulmaz acılarıyla karşılaşıyorlar.
Savaşlardaki toplu tecavüz olaylarını konu alan araştırmalarda, kitlesel tecavüzün, çoğunlukla askeri üstünlük sağlamış tarafın, saldırgan ırkçı dürtülerle zaferlerini ilan etmenin ve karşı tarafı aşağılamanın bir ifadesi olarak gerçekleştirildiği belirtiliyor.
Bosna'da ki savaşa vicdani retçilerle birlikte direnen ve kadınlar icin kurulan SOS hattında çalışan Stasa Zajovic, Türk insan haklari savucularına aktardığı gözlemlerinde, Sırp askerlerinin yalnızca Müslüman ve Hırvat kadınlarına değil, Sırp kadınlarına da tecavüz ettiklerini belirtti. Zajovic'in anlattıklarından bir bölum özetle şöyle:
"Sırplar önce 'düşmanlarının' kadınlarına tecavüz ettiler. Bu yetmeyince kendi milletinin kadınlarına yöneldiler. Ancak, tecavüzü sadece askerler yapmadı; Sırp ve Müslüman komşular kavga bile etmeden yıllarca birlikte yaşarken, Sırp ordusunun zafer haberleri gelmeye başlayınca, sivil erkekler de komşuları olan Müslüman kadınların evlerine zorla girip tecavüz ediyorlardı."
bkz: Comfort women
Savaşlardaki toplu tecavüz olaylarını konu alan araştırmalarda, kitlesel tecavüzün, çoğunlukla askeri üstünlük sağlamış tarafın, saldırgan ırkçı dürtülerle zaferlerini ilan etmenin ve karşı tarafı aşağılamanın bir ifadesi olarak gerçekleştirildiği belirtiliyor.
Bosna'da ki savaşa vicdani retçilerle birlikte direnen ve kadınlar icin kurulan SOS hattında çalışan Stasa Zajovic, Türk insan haklari savucularına aktardığı gözlemlerinde, Sırp askerlerinin yalnızca Müslüman ve Hırvat kadınlarına değil, Sırp kadınlarına da tecavüz ettiklerini belirtti. Zajovic'in anlattıklarından bir bölum özetle şöyle:
"Sırplar önce 'düşmanlarının' kadınlarına tecavüz ettiler. Bu yetmeyince kendi milletinin kadınlarına yöneldiler. Ancak, tecavüzü sadece askerler yapmadı; Sırp ve Müslüman komşular kavga bile etmeden yıllarca birlikte yaşarken, Sırp ordusunun zafer haberleri gelmeye başlayınca, sivil erkekler de komşuları olan Müslüman kadınların evlerine zorla girip tecavüz ediyorlardı."
bkz: Comfort women
20 Ağustos 2008 Çarşamba
kısa kısa

* Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, nükleer teknoloji kullanarak kenelerin kökünü kazıyacakmış. Kenelere tek tek uygun dozda radyasyon verilip kısırlaştırılması sağlanacak. Ne kadar dahiyanece. Şimdi hocam bu radyasyon kenenin pipisine mi verilicek? Ya buna bağışıklık kazanırda beni öldürmeyen şey güçlendirir diye nağralar atarak ormanda önüne gelen börtü böceği sikip sikip çoğaltırsa ne olacak?
Hem bi kere Aton Enerjisi Kurumu ne ola? Ben beklerdim ki bu konu yüksek mevkilere aksettirilmesin, Tarım ve Köyişleri bakanlığı, Orman bakanlığı vs hallediversin. :)
* Resimdeki kene değil lan ıstakoz. korkmayın
* Aston Martin, 2.3 milyon dolar fiyatla "Dünyanın en pahalı aracı" ünvanını Bugatti Veyron'dan kapmış. Bi kere ben Bugatti Veyron'a araba demem! Cristiano Ronaldo bile ondan hızlı kaçıyor. (Bkz: ronaldo vs bugatti)Şimdi Aston Martin fan klap açsam da desem ki hafta sonu boğaz turu yapalım, çırçır da piknik yapalım? Hangisi gelecek, ancak taşaklarını tartarlar. Vw Kamlumbağa fan klap öyle mi baba? (bkz: vosfest) Ne kadar çok para o kadar az ruh.
15 Ağustos 2008 Cuma
comfort women
''Askerleri eğlendiriyorlardı''
'Comfort women', yani 'rahatlatan kadınlar' II. Dünya Savaşı sırasında Japonların fuhuşa zorladıkları Asyalı kadınlara verdikleri isim.
Savaşan askerleri eğlendirmek için fuhuş yaptırılan kadınlar, Asya'daki cephelerde açılan genelevlerde çalıştırılıyordu. Uygulamayla, işgal ettikleri bölgelerde kadınlara tecavüz etmelerini mümkün olduğunca önlemek için askerlerin cinsel ihtiyaçlarını bu şekilde gidermeleri amaçlanmıştı.
Kayıtlardan, II. Dünya Savaşı sırasında çok yaygın olan bu uygulamanın II. Dünya Savaşı'ndan önce de Japon ordusu tarafından yapıldığı anlaşılıyor. Önceleri 'profesyonel' Japon fahişeler cephelere götürüldü, ancak bu kadınların birçoğunun hastalıklı olduğu ve hastalıkların askerler arasında hızla yayıldığı görülünce, 'sıradan' kadınlar kaçırılıp fuhuşa zorlanmaya başlandı. Tarihçiler, çoğu çocuk yaşta, 80 bin ile 200 bin kadının bu şekilde fuhuşa zorlandığını tahmin ediyor.
'Comfort women'ların yüzde 80'ini Koreliler oluşturuyordu, fakat Çinli, Tayvanlı, Endonezyalı ve Filipinli kadınlar da seks kölesi olarak çalıştırıldı.
***
'Comfort women'ların yaşadığı dramı konu alan bi film izlemiştim yıllar önce trt1' de, şimdi ismini bile hatırlamıyorum. Nette biraz araştırdım içinde Comfort Women geçen tek film ''A Cry For Justice'' ancak film hakkında hiç bi kaynak bulamadım.
Toplama kamplarındaki kadınlar ölesiye şartlar altında ve öylesine işkencelere maruz kalıyorlardı ki bir çok kadın yaşamını devam ettirebilmek, ilaçlarını düzenli olarak alabilmek, belki yaşıyordur umudu ile ailelerine kavuşabilmek için rahatlatıcı kadın olmayı -aslında bir kere ölmektense her gün ölmeyi- kabul ediyorlardı.
Youtube'ye erişemeyen 15 yaşındaki C.Ö. 'nün Telekomünikasyon İletişim Daire Başkanlığı önünde laptop fırlatma eyleminin ardından (fena sallıyorum) bilinçli site sahipleride kişisel web sitelerini ve bloglarını "kapatarak" protestoya destek veriyorlar.
***
Kampanyanın anasayfası haline gelen anafikir.com "Bu siteye erişim kendi kararıyla engellenmiştir," sözleriyle açılıyor. Meşum ve meşhur site kapatılma duyurusunu çağrıştıran bu cümle aslında bir link. Linkin yönlendirdiği sayfada, internet sitesi sahiplerinin kendi ana sayfa kodlarının başına ekleyerek sitelerini "kapatabileceği" ve anafikir.com'un "ortak sansür simülasyonu"na yönlendirebileceği kısa bir kod bulunuyor. Altında ise deneye katılan web sitelerinin adresleri listeleniyor.
8 Ağustos 2008 Cuma
YouTube geliyorrr

Atatürk'e hakaret eden içerik nedeniyle (bahanenizi yesinler) 3 aydır kapalı olan ( o kadar olmuş mu? ) youtube yerelleşme sayesinde yasaktan kurtulmayı amaçlıyor.
Sitede bize özgü bir arama motoru kurulması kararlaştırılmış. Bize özgü ne demek? Google da olduğu gibi kendinden filtreli bir arama motoru sanırım. Bizim istediğimiz değil onların bizim görmemizi istediği sonuçları verecek bi arama motoru. ( Çok mu komple teorisi üretiyorum? )
Sizleri "ülke hassasiyetlerini dikkate alan'' youtube.tr ya da youtube.com.tr adreslerinden giriş yapmaya davet ediyorum.
Sitede bize özgü bir arama motoru kurulması kararlaştırılmış. Bize özgü ne demek? Google da olduğu gibi kendinden filtreli bir arama motoru sanırım. Bizim istediğimiz değil onların bizim görmemizi istediği sonuçları verecek bi arama motoru. ( Çok mu komple teorisi üretiyorum? )
Sizleri "ülke hassasiyetlerini dikkate alan'' youtube.tr ya da youtube.com.tr adreslerinden giriş yapmaya davet ediyorum.
6 Ağustos 2008 Çarşamba
63 yıl önce bugün
İnsanlık, en korkunç silahlardan biriyle yüzleşti
İkinci Dünya Savaşı'nın sonlarında, ABD Başkanı Harry Truman'ın emriyle Hiroşima atom bombası atıldı. Amerikan bombardıman uçağı B-29 "Enola Gay"in saat 08.15'te attığı bombaya "Küçük Çocuk" adı verildi.
Atom bombası, o güne kadar kullanılan en güçlü bombadan tam 2 bin kat daha güçlüydü.
Hiroşima'nın yüzde 60'ında taş üstünde taş kalmadı; 13 kilometrekarelik bir alan radyasyon bulutu altında kaldı.
Bomba atıldığında kentin nüfusu 350 bindi. Hiroşima'da 1945 sonunda atom bombasından 140 bin ölü vardı. Ama radyasyonun çok uzun süren korkunç etkisi 110 bin insanı daha öldürdü.
Bugün dünyada, Hiroşima'da kullanılan bombanın 2 bin 500 katı gücünde tek bir atom bombasını imal gücü olduğunu biliyor muydunuz?
5 Ağustos 2008 Salı
3 Ağustos 2008 Pazar
satılık
29 Temmuz 2008 Salı
27 Temmuz 2008 Pazar
ilk
bu günlükte yazılanlar tamamı ile keyf-i taşağımızdan uydurmadır, şu üç günlük dünyada birbirimizi kırmayalım.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


