paranormal fenomenler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
paranormal fenomenler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Ekim 2008 Cumartesi

Kristal Çocuklar

Devre sonu dediğimiz şu zamanda çok farklı, çok güzel ve çok özel çocuklarla karşı karşıyayız. Bu çocukların devre sonunda çok özel rolleri var. Bizler bu çocukların bir bölümüne İndigo çocuklar ve son yıllarda doğan diğer çocuklara da ki onların rolleri de çok farklıdır kristal çocuklar diyoruz.

Önce kısaca İndigo çocuklardan bahsedelim, İndigo ne demek, bu çocukların özellikleri nelerdir ve bu çocukların dünyamız için, gezegenimiz için rolleri nelerdir?

Yeni çağ dediğimiz ve dünya beşeri için yeni bir tekamül düzeyinin arifesinde olduğumuz şu günlerde, her şeydeki hızlı değişime paralel olarak, yeni doğan çocuklarda da değişiklikler var. 80'li yılların başlarından beri, belirgin niteliklere sahip çocuklar dünyaya gelmeye başladılar.

İndigo çocuk, bir dizi yeni ve olağandışı psikolojik nitelik sergileyen ve genelde daha önce belgelenmemiş bir davranış biçimi gösteren çocuktur. Bu yeni kalıpları görmezden gelmek potansiyel olarak bu değerli çocuklarda dengesizlik ve düş kırıklığı yaratmak demektir.

İndigo çocukların en belirgin özellikleri şunlardır;
1- Onlar dünyaya bir asalet duygusuyla gelirler ve öyle davranırlar.
2- Burada olmayı hak ettiklerini hisseder ve başkalarının bu hissi paylaşmadıklarını görünce çok şaşırırlar.
3- Kendi değerlerini bilmek onlar için bir sorun değildir.
4- Mutlak otorite karşısında zorluk yaşarlar.
5-Belli şeyleri kesinlikle yapmazlar Örneğin kuyruğa girmek gibi.
6- Ritüel, yönelimli ve yaratıcılık gerektirmeyen sistemler karşısında düş kırıklığı yaşarlar.
7- Herhangi bir sisteme uyum sağlamazlar ve sistem yıkıcılar gibi görünürler.
8- Kendi türleriyle birlikte olmadıklarında anti-sosyal görünürler.
9- Suçluluk duygusu verilerek disipline edilemezler.
10- İhtiyaçlarını bildirmekten çekinmezler.

İndigo çocuklar şu anda aşağı yukarı yedi ile yirmi beş yaşları arasında bulunuyorlar. Kristal çocuklar ile bazı ortak özellikleri paylaşmaktadırlar Her iki kuşakta son derece duyarlı ve psişiktir ve önemli yaşam amaçlarına sahiptirler. Aradaki esas fark onların mizaçları, zihinsel ve duygusal yapılarıdır.

Kristal çocuklardan önce gelen İndigo çocuklar, Kristal çocukların gelebilmeleri için yolu açmışlardır. Kristaller İndigo’ların çığır açışından yararlanan kuşaktır. İndigo’lar önden giderek, dürüstlükten yoksun her şeyi temizleyip yol açmaktadırlar. Sonra kristal çocuklar bu temizlenmiş yolu izleyerek daha güvenli bir dünyaya doğru ilerlemektedirler.

İndigo çocuklardan sonra, devre sonunda doğmakta olan Kristal çocukların da çok farklı özellikleri ve yüksek görevleri vardır.

Kristal çocuklarda fark edeceğiniz ilk şey; onların gözleridir; bunlar iri, nüfuz edici ve yaşlarının ötesinde bir bilgelikle size bakan gözlerdir. Onlar gözlerini sizin gözlerinize hipnotik bir biçimde kenetler ve o sırada ruhunuzu tüm çıplaklığıyla görürler.

Dünyamızda hızla çoğalan bu özel ve yeni çocuklar mutlu, sevinç verici ve bağışlayıcıdırlar. Aşağı yukarı sıfır-yedi yaş arasındadırlar. İndigo’ların tersine, Kristal çocuklar çok mutlu ve sakin yaradılışlıdırlar. Kuşkusuz onlar da öfkeyle bağırıp çağırıp tepinebilirler ama büyük ölçüde bağışlayıcıdırlar.

Kristal çocuklar, bir kuvars kristalinin prizma etkisi gibi, pastel tonlarda, güzel, çok renkli, hareli auralara sahiptirler. Bu kuşak ayrıca kristallere ve kayalara karşı büyük bir ilgi duyar. Kristal çocuklar ismi bu nedenle ortaya çıkmıştır.

Kristal çocukların özellikleri şunlardır;
1- Çoğunlukla 1995'te ve o yıldan sonra doğmuşlardır.
2- Yoğun, uzun ve dikkatli bakan iri gözleri vardır.
3- Mıknatıs gibi çeken manyetik kişiliklere sahiptirler.
4- Son derece sevecendirler.
5- Çoklukla geç konuşmaya başlarlar.
6- Müzik yönelimlidirler ve konuşmaya başlamadan önce, şarkı söylemeye başlayabilirler.
7- İletişim kurmak için telepatiyi ve kendi yarattıkları işaret dilini kullanırlar.
8- Onlara yanlışlıkla, otizm ya da Asperger sendromu tanısı koyulabilir.
9- Sakin, tatlı ve şefkatlidirler.
10- Başkalarını bağışlayıcıdırlar.
11- Son derece duyarlı ve empatiktirler.
12- Doğaya ve hayvanlara çok bağlılık duyarlar.
13- Şifacılık yetenekleri sergilerler.
14- Kristaller ve kayalar ile çok ilgilenirler.
15- Sık sık meleklerden, rehber ruhlardan ve geçmiş yaşam anılarından söz ederler
16- Son derece sanatçı ve yaratıcıdırlar.
17 - Vejetaryen yemeklerini ve meyve sularını etli yiyeceklere ve yemeklere yeğlerler.
18- Şaşırtıcı bir denge duygusuna sahip, korkusuz araştırıcılar ve tırmanıcılar olabilirler.

1995 yılı birçok insanın kemirici bir huzursuzluk duyduğu bir yıldı. O yıl birçok birey çok derin ruhsal deneyimler geçirdi. Kristal çocukların o tarihte gelmeye başlamaları tesadüf değildir. Onlar, yetişkinlerin en sonunda çocukların daha yüksek titreşimleri ve daha saf yaşam biçimleri için hazır olduklarını biliyorlardı. İlk gelen kristaller, 1995'in yüksek düzeyli bebeklerin kitlesel gelişi için uygun olacağı sinyalini vermiş olanlardı. Doğan kristallerin sayısı artmayı sürdürmektedir ve her yılın yeni doğan kristal çocukları; giderek artan derinlikte, ruhsal yetenekleri gözler önüne sermektedirler ve daha da sereceklerdir.

Kristal çocukların bu yetenekleri çoğu zaman bilimsel olarak açıklanamadığından maalesef bu çocuklara Otistik tanısı konmaktadır. Oysa ki, Otizmin tanısal kriterleri çok açıktır; otistik kişi öteki insanlardan kopuk bir halde, kendi dünyasında yaşar. Otistik kişi, başkalarıyla iletişim kurmaya ilgi duymadığı için konuşmaz. Kristal çocuklar ise bunun tam tersidir; onlar geçmiş tüm kuşaklar arasında insanlara en bağlı, konuşkan, ilgili ve sokulgan olanlarıdır. Onlar ayrıca felsefidirler ve ruhsal olarak yeteneklidirler, görülmemiş bir sevecenlik ve duyarlılık düzeyi sergilerler.

Eğer biz bu çocuklara hastalık damgasını vurarak ve ilaçlarla uyuşturarak bize boyun eğmeye zorlarsak, semavi alem tarafından gönderilen bir armağanı zayıf düşürmüş oluruz ve daha kök salmadan bir uygarlığı yıkmış oluruz. Allah'tan bize kristal çocukları gönderen aynı semavi alem, bu çocukları savunanlara ve destekleyenlere yardım etmektedirler.

Kristal çocuklarla ilgili her şey, daha onların döllenmelerinden itibaren olağanüstü şekilde gelişmeye başlar. Doğdukları andan itibaren gözlerinde çok güçlü ve bilen bir bakış vardır ve her zaman her durumda sakin ve güvenli davranırlar. Bu anlamlı ve yoğun gözler, Kristal çocukların yaşamda geç konuşmaya başlamalarının nedenlerinden biridir, çünkü onlar sadece gözleriyle bir çok şeyi ifade edebilirler. Gözleri, yetişkinler üzerinde sahip oldukları hipnotize edici gücün bir parçasıdır. Kristal çocuklar insanların dış görünüşlerinin ötesini görür... Onlar içsel, ruhsal ışığı görürler ve her şeyi içlerine alırken gözleri huşuyla açılır. Onların gözleri derin ruhsal anlayışlarını yansıtıyor. Bunlar meleklerin gözleri gibi sevecen, sabırlı ve şefkatli gözlerdir.

Kristallerden yayılan sevgi karşı konulmazdır. Normal olarak çocuklardan kaçınan insanlar bile kristal çocukların sıcak kişiliklerine, karşı konulmaz bir çekim hissederler.

Sadece kristal çocukların değil, onların anne ve babalarının da ruhsal olarak son derece duyarlı oldukları görülür. Çünkü bu çocukların ruhları, aşikar bir biçimde, onları ruhen besleyici bir ortamda yetiştirebilecek ana-babaları seçiyorlar. Kuşkusuz, ruhsal farkındalıktan yoksun ana-babalardan doğan çocuklar da var. Böyle durumlarda onların yakın aile çevrelerinden, büyükanne, dede, teyze, amca gibi, bu çocukların ruhsal bilgilerini ve yeteneklerini koruyup geliştirmelerine yardımcı olan son derece gelişkin insanların yardımlarıyla büyürler.

Kristal çocuklar doğuştan psişiktirler: Bebekken, melekleri ve hami varlıkları net bir biçimde görebilirler, insanların zihinlerini derin bir biçimde okuyabilirler ve bizlerin vizyonlarını görerek, bize güvenip güvenmeme konusunda kararlarını verirler.

Telepati, kristal çocukların dünyayı yalandan, aldatmacadan kurtarmalarını sağlayacak bir yetenekleridir. Bu çocuklar büyüdüklerinde bir politikacının ya da satıcının onları aldatıp aldatmadığını kesin olarak bileceklerdir ve bu dünyanın insanlarını dürüstçe yaşamaya zorlayacaklar.

Bazen kristal çocuklar transa girer ve bu sırada anne babalarını duymaz görünürler. Bu hal onlarda özellikle dışarıda, doğada olduklarında meydana gelir. Bu transa girme halinden dolayı da bu çocuklara otizm tanısı koyulabilmektedir. Bu yanlış bir tanıdır, çünkü bu anlarda, bu çocuklar dünyadan, sürekli değil, sadece geçici olarak, kısa bir süre için kopmaktadırlar.

Kristal çocuklar gezegenin ortak enerjisinden çok fazla etkilenirler. İnsan kitleleri korktuklarında ya da dünyayı değiştirecek bir olay meydana gelirken, onların moralleri bozulabilir ya da aşırı heyecanlanabilirler. Çünkü onlar başkalarının duygularını, kendi duygularıymış gibi hissediyorlar, onların burada bulunuş nedenlerinden biri de huzur ve barış koruyucuları olmalarıdır. Birisi huzur içinde olmadığında, bunu hissederler.

Kristal çocuklar sadece duygusal olarak değil, aynı zamanda fiziksel olarak da duyarlıdırlar. Yüksek sesli gürültüye, kalabalığa, ısı derecesine, dağınıklığa ve düzensizliğe, karışık ortamlara, yapay ve kimyasal maddelere karşı son derece duyarlıdırlar.

Kristal çocuklar doğuştan şifacıdırlar. Kalplerinde o kadar çok sevgi taşırlar ki, sadece mevcudiyetleri bile şifa verici bir etki yapar. Çok küçük kristal çocuklar bile enerjiyi derin şifalar verecek şekilde elleriyle, düşünceleriyle hatta kristallerle yönlendirmeyi iç güdüsel olarak bilirler.

Kristal çocuklar şifacılık yeteneklerine olağanüstü bir iman besliyor ve hiç kuşkusuz, onların çok etkili şifacılar olmalarının bir nedeni de budur. Bu çocuklar sadece fiziksel bedenleri değil, insanların kalplerini de şifalandırıyorlar ve insanlara şunları sağlıyorlar: Duygusal şifa, teselli, şefkat ve öğüt vermek. İşte bu sevgileri sunmak kristal çocukların ortak misyonudur. Onlar bize sevgiyi alıp, kabul etmeyi öğretiyorlar.

Kayaların, çiçeklerin arasında ve su kenarında oynamayı tercih ederler. Hayvanlar üzerinde hipnotik bir etki yaparlar. Hayvanlar bu çocukların masumiyetini hisseder, bu yüzden birbirleriyle sevgi-dalga boyunda iletişim kurup birbirlerini anlarlar. Hayvanlarla dost olmaya ek olarak, doğaya yönelik çok derin empatileri vardır. Hayvanların, böceklerin ve bitkilerin duygularını ve duyumlarını hissederler ve onlarla iletişim kurarlar. Bu çocuklar ileride bize doğanın gizemini ve her şeyin canlı olduğunu öğretecek ve onları fark etmemizi sağlayacaklardır.

Bizler; bu olağanüstü ve özel çocukların yetişkin koruyucuları olarak onlara dünyasal yaşamı öğretmeliyiz. Bu onların, psişik olarak açık kalmalarına yardım eder, onlara düşük enerjileri temizlemeyi öğretmeli ve onları bilgiyle güçlendirmeyi amaç edinmeliyiz. Bizler bu çocuklara, bu güzel çiçek tomurcuklarına iyi bakıp, onların açılıp, serpilmelerine yardımcı olmalıyız. Çünkü onlar bu dünyada çok özel nedenlerle bulunuyor.

İNDİGO ÇOCUK TİPLERİ

İNSANCIL:Kitlelerle çalışacak olan gruptur. Yarının doktorları , avukatları, öğretmenleri, tüccarları, işadamları ve siyasetçileridir. Herkesle son derece dostça konuşurlar ve güçlü fikirlere sahiptirler. Biraz sakar ve dağınıktırlar.

KAVRAMCI:İnsanlardan çok projelerle ilgilenirler. Yarının mühendisleri , mimarları, tasarımcıları, astronotları, pilotları ve subayları olacaklardır. Atletik yapıdadırlar. Etrafındakileri yönetme eğilimi vardır.

SANATÇI:Diğer indigolardan çok daha duyarlıdır ve genelde daha ufak tefektirler. Sanatla ilgilenirler ve yaratıcıdırlar. Yarının öğretmenleri ve sanatçılarıdırlar.

BOYUTLAR ARASI:Diğer indigolardan daha iri yapılıdırlar. Onlar dünyaya yeni felsefeleri getirecek olanlardır.

İNDİGO ÇOCUKLARI YETİŞTİRİRKEN DİKKAT EDİLMESİ GEREKEN KONULAR

•Sınırlar koyarken yaratıcı olun.
•Bu çocuklara, yetişkin sorumluluk vermeden onlar yetişkinlermiş yada yaşıtlarınızmış gibi davranırlar. Onları büyüklük taslamadan ve küçümsemeden dinleyin , saygı gösterin.
•Eğer onları sevdiğinizi söyler, ama saygısızca davranırsanız , onlar size güvenmeyeceklerdir. •Bir indigo çocuğu yüzünden ve gözlerinden hemen tanıyabilirsiniz, onlar çok yaşlı, derin ve bilge bir ifadeye sahiptirler.

İNDİGO ÇOCUĞU DİSİPLİNE SOKMAK

1-Çocuğu her zaman bilgilendirin ve işin içine katın.
2-Basit açıklamalarla potansiyel yanlış anlamayı önleyin.
3-Çocuğunuza tepkisel davranmayın.
4-Emirler vermekten kaçının.
5-Bir durumu ortaya çıktığı anda çözüme kavuşturun.
6-Çocuğunuza vurmayın ve kaba sözler söylemeyin.
7-Sevginizi açıkça gösterin.

İsa'nın Kefeni..Torino Kefeni


Torino Kefeni; İsa'nın İtalya'nın Torino kentinde bulunan kefenidir. Birçok bilim adamının yıllarca yaptığı araştırmalarla elde ettikleri bilgilere Gore 1.yy a ait olan bir kefendir.

Söz konusu kefen,1978 yılında 40 Amerikalı bilim adamı tarafından cağımızın en gelişmiş cihazları ile incelenmiştir. Üzerinde çeşitli testler yapılmıştır.Kefenin fotoğrafları ilk kez 1898 yılında avukat Secundo Pia tarafından çekildi.Filmler banyo edildiğinde, filmin negatifinde, kefende çıplak gözle görülebilenden çok daha net ve pozitif bir resim çıktığı görüldü.Yani koyu renkler acık,acık yerler ise koyu çıkmıştı.Kısaca kefenin kendisi bir fotoğraf negatifi gibiydi. Bu ilginç fotoğraflar kısa zamanda kefeni dünyaca unlu kılmaya yetti.

Bu olay bilimsel araştırmaların başlangıç noktası oldu. Ta ki olumsuz bir karar gibi görünen C14 testine kadar.Kefen; boyu 4.36 m. genişliği 1.10 m. olan keten bir bez parçasıdır. Üzerinde yakından bakıldığında bulanık ve belirsiz görünen, uzaklaşıldığında ise netleşen çıplak bir adamın gayet düzgün hatlı sekli bulunmaktadır.En şaşırtıcı tespitlerden biri de, kefendeki seklin 3 boyutlu verilere sahip olduğunun bulunmasıdır. John Jackson ve Erim Jumper adlı iki fizikçi, vücut ile bezi ayıran mesafeyle kefendeki bezin parlaklığı arasında matematiksel bir oran olduğunu fark ettiler. Vücudun beze değmiş olduğu yerlerde kefen daha parlaktı; örneğin burun, alın, kaslar gibi yerlerde. Doğrudan temas etmeyen yerlerde ise parlaklık daha azdı; örneğin göz yuvaları, avurtlar gibi yerlerde.

Bu bulgular kefenin üzerindeki seklin 3 boyutlu bir nesne tarafından ortaya çıkarıldığını göstermektedir. Kefendeki şekil insan vücudu ile doğrudan temasla ortaya cıkmış olamazdı, çünkü vücudun bezle temas etmediği yerlerde de seklin devam ettiği görülüyordu. Bu yerlerin parlaklığı da beze olan uzaklığına Gore değişmekteydi. Vücutla kefen arasındaki oran matematiksel olarak kesin bir biçimde hesaplanabilirdi. VP-8 görüntü çözümleyicisi, uzaydaki yıldızların ve gezegenlerin fotoğraflarını görüntülemede kullanılmaktadır. Bu araç 2 boyutlu bir fotoğraftan 3 boyutlu bir görüntü çıkaramamaktadır. Oysa kefenin 2 boyutlu fotoğrafından,3 boyutlu bir görüntü çıkarabilmiştir. Bilginleri hayrete düşüren de budur. Kefendeki seklin 3 boyutlu kopyasının incelenmesinden sonra çok önemli bulgular ortaya cıktı.

Kefendeki adamın gözlerinin üzerinde para olduğu fark edildi.1.yy da Yahudiler ölülerinin gözlerinin üzerine para koyarlardı. İzoyoğunluk yöntemi ile yapılan incelemelerde bu paranın üzerindeki sekil ve yazı belirlendi. Paranın üzerinde bir Romalı başı ve Tiberius Caesar yazısının bulunduğu anlaşıldı.

Kefendeki adamın elleri bilekten çivilenmişti, ikonalarda gösterildiği gibi avuç içinden değil; öyle çakılmış olsaydı vücut ağırlığı nedeniyle el kaslarının yırtılması söz konusudur. Çivi ancak ''despot bölgesi''denilen yerden çakılırsa bilek kemiklerine zarar vermez. Bu noktanın arlığı anatomistler tarafından 19.yy da bulunmuştur.Kefendeki adamın boyu 1.78'dir.Adam sakallıdır.Adamın vücudunda 90 ila 120 kırbaç yarası vardır. Adam iki farklı kişi tarafından kırbaçlanmıştır.Sakalının bir bölümü yolunmuştur.Bacakları kırılmamıştır.Sakalı ikiye ayrılmış gibidir, bu da çenesini kapatmak için çenebazı kullanıldığını göstermektedir.Kefen üzerinde 50 çeşit çiçek tozu(polen) bulunmuştur. Bunlardan bazıları sadece Türkiye'de bulunmaktadır.Keten dokusunun arasında pamuğa rastlanmıştır, Avrupa’da pamuk yetişmemektedir.Karnı şişmiştir. Bu da adamın haç üzerinde boğularak öldüğünü göstermektedir.Ayaklarından da çivilenmiş olduğu görülmektedir.Başına dikenli bir şey geçirildiği, başındaki yara izlerinden belli olmaktadır.Böğrünün sağ tarafında, 5. ile 6. kaburga kemikleri arasında 4,5 cm 'ye 1,5 cm. oval biçiminde mızrak yarasını andıran bir yara görülmektedir.Dizleri yara bere içindedir.Omzunda zedelenme vardır.Kefen üzerinde kan lekeleri vardır.Kefen üzerinde, kefene sarılmış cesedin çürüdüğünü gösterir en küçük bir ize rastlanmamıştır. Bu da cesedin uzun süre kefende kalmadığını gösterir.Bilimsel araştırmalar kefendeki şeklin doğrudan vücut temasından ileri gelmediğini göstermiştir. Bilim adamları cesedin kefenden nasıl çıkartıldığını açıklayamamaktadırlar.

Varılan sonuca göre söz konusu bez, gerçek bir kefendir; ayrıca bu kefen işkence görmüş, haça gerilerek öldürülmüş bir adama aittir. Bu adamın başına gelenlerle İncil'de İsa hakkında anlatılanlar arsında büyük benzerlikler vardır. Amerikalı bilim adamı Stevenson'a göre kefendeki adamın İsa'dan başka biri olma olasılığı 82.944.000'de 1 'dır dır.Birçok bilim adamının yıllarca yaptıkları araştırmalar kefenin gerçek olduğunu gösterirken, radyo karboncular sahte olduğunu söylemektedir.Sonuç olarak kefendeki insan şekli 3 boyutludur,kesintisizdir,suya ve yüksek ısıya dayanıklıdır.Kefen üzerindeki izler boya ile yapılmamıştır.Kefenin dokularında hemoglobine rastlanmış;işkence görmüş bu adamın kan grubu AB Rh+ 'tir.Son yıllarda keşfedilmiş hemodinamik yasalarına da tamamen uymaktadır.Ve kefen ortaçağ’da bilinmeyen bir anatomik mükemmelliği temsil etmektedir.

NOT: Kefenin tarihçesi üç İncil yazarının anlatılarıyla başlar.Matta şöyle yazıyor:"Akşama doğru Yusuf adında zengin bir Aramatyalı geldi. İsa’nın cesedini aldı, temiz keten beze sardı."(Matta 26,57-59)

Markos şöyle yazıyor:"Yusuf keten bez satın aldı, cesedi çarmıhtan indirip beze sardı ve kayadan oyulmuş bir mezara yatırdı."(Markos 15,46)

Yuhanna da Petrus ile birlikte mezara nasıl koştuklarını anlatıyor."Yuhanna Petrus'tan daha hızlı koşarak mezara önde vardı. Eğilip içeri baktı. Ardından Simun Petrus geldi ve mezara girdi. Yerde duran bezleri ve İsa'nın başına bağlanmış olan mendili gördü. Mendil keten bezle birlikte değildi, ayrı bir yerde dürülmüş duruyordu."(Yuhanna 20,1-4-6-7)

İsa'nın Kefeni -Yazarları :Kenneth E. Stevenson ve Gray R. Habermas.