news etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
news etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Ocak 2009 Cumartesi

İsrailli Savaş Karşıtı Gençler 7 Aydır Hapiste



Filistin'in işgaline karşı çıkarak İsrail ordusunda görev almayı reddeden 'shiministim' adlı 17-19 yaşlarındaki vicdani retçiler aylardır cezaevlerinde tutuklu.

İsrail'in Filistin'e yönelik operasyonu tüm dünyada tepki toplarken anti-semitik söylemler de artış göstermeye başladı. Ancak İsrail'deki savaş karşıtları bu durumu tekzip eder nitelikte. Özellikle İsrail ordusunun Filistin'i işgalinde görev almayı reddettikleri için tutuklu bulunan 18-19 yaşlarındaki 7 üniversite öğrencisine dünyanın desteği de çığ gibi büyüyor. Akşam gazetesinden Süleyman Arıoğlu'nun haberine göre Filistin'in işgaline karşı çıkarak İsrail ordusunda görev almayı reddeden 'shiministim' adlı 17-19 yaşlarındaki vicdani retçiler aylardır cezaevlerinde tutuklu. İsrail'de kadınların da askere alınıyor olması nedeniyle 'shiministler' arasında kadınlar da bulunuyor. İsrail'in Gazze'ye yönelik son saldırısının ardından da dünyada İsrail'e yönelen tepki bu gençlere desteği çığ gibi artırdı.
http://www.december18th.org adresli bir web sitesi açarak İsrail Savunma Bakanlığı'na vermek üzere imza kampanyası başlatan 'shiministlere' tüm dünyadan destek 25 bin imzayı aştı.

BARIŞ İÇİN YAHUDİ SESİ

Kurdukları web sitesinde 'Barış için Yahudi sesi' sloganını kullanan gençler, 'İsrail'i Shiministler'i serbest bırakmaya çağır' diye çağrıda bulunuyor. Sitede öykülerine de yer verilen gençler, 'Başkasını işgal eden bir asker olmak için doğmadım' diyerek, İsrail politikalarına karşı çıkıyor.

Raz Bar-David Varon (18): Bu toplumda bir sorumluluğum var. Sorumluluğum reddetmektir.

Tamar Katz (19): Başka toprakları işgal eden, ırkçı bir rejimi daimileştiren, bir tiranlık kurarak milyonları zor koşullar altında yaşatan işgalci bir ordunun parçası olmak istemiyorum.

Yuval Ophir Auron (19): Hiç kimse beni kılıçla yaşamak bizim kaderimizdir sözüne inandıramaz. Savaşın dışında bir başka yol var.

Omer Goldman (19): Ülkem adına işlenen savaş suçlarının parçası olmayı reddediyorum.

Mia Tamarin (19): Daima şiddetin dışında bir yol vardır ve ben de bunu seçiyorum.

Sahar Vardi (18): Filistinli sivillere yönelik zalimce uygulamadan askerler sorumlu.

Udi Nir (19): En temel değerlerimle çelişen işgal için ellerimi ödünç vermeyeceğim.

Alıntıdır.

12 Ocak 2009 Pazartesi

Tarım ve Dünya

İŞ DÜNYASINI NELER BEKLİYOR?

Dünya’dan
Ekonomist Roubini’ye göre Çin’in büyüme hızı 2009’da %7’ye gerileyecek. Bu durum Asya, Afrika ve Latin Amerika ülkelerini ciddi şekilde etkileyecek.

Birleşmiş Milletler tarafından hazırlanan “İklim değişiklikleri ve Su” konulu rapora göre, 2025 yılında 50 ülke su sıkıntısı yaşayacak; 2050 yılında dünyada 2 milyar insan sudan yoksun kalacak; 30 yıl sonra da 3 milyar insan kullanılabilir su kaynaklarını kaybedecek. Su kaybının durdurulması için yılda 50 milyar dolarlık bir kaynak gerekiyor.

Otomotiv sektörü Avrupa’yı terkederek, yatırımlarını Doğru Avrupa ve Asya’ya kaydırıyor. Rusya’nın enerjiden sağlanan kaynağı, altyapıya aktardığı ölçüde otomotive talebinin süreceği düşünülüyor.

Kapalı alanlarda (sera) yapılan tarım faaliyetleri yerini inşası ucuz ve işleyiş biçimi güvenli, şehit içinde bulunan ve yukarıya doğru onlarca kattan oluşan dikey tarım alanlarına bırakabilir. Böylece 50 000 kişiyi besleyecek bir çiftlik, bir apartman binasına sıkıştırılabilecek. Yedinci katta pirinç, onikinci katta buğday yetiştirilebilecek.

İngiltere’deki Kimya Endüstrisi Derneği’nin dergisinde organik ürünlerin daha sağlıklı olduğuna dair kanıt bulunamadığı yazıldı. İngiltere’de tüketiciler organik ürünlere yüksek meblağlar ödemekten vazgeçebilirler.

İngiliz basınına göre Petrol zengini Arap ülkeleri, kendi gıda güvenliklerini sağlamak üzere, Pakistan ve Sudan gibi yoksul ama tarımsal potansiyeli yüksek ülkelerin topraklarını satın alma ya da kontrat yoluyla kiralıyorlar.

Küresel ısınma balıkçılık sektörünü vuruyor. Sıcak su türleri artıyor, soğuk su türleri sabit kalıyor. El Nino gibi olağanüstü hava olaylarının sayısı artıyor. Okyanuslardaki tuzluluk oranı artıyor.

Dünyanın değişik ekonomi dergilerinin hazırladığı servet listelerine bakılırsa lüks yatları alabilecek 90.000 kişi (300 milyar dolar) bulunuyor. Ancak bu 90.000 kişinin sadece 3500’ünde süper lüks yat var. Bu durum pazarın büyüklüğünü gösteriyor.

Amerika’da arıların azalmasıyla birlikte gıda fiyatlarının yükselmesi bekleniyor. Arı besicileri kolonilerini kaybetmeye devam ediyorlar.

Gıda fiyatlarındaki artışlar, tarıma elverişli alanların azalması, toprağın kendisinden beklentileri artırıyor. 15 cm’lik bir toprağın yeniden oluşması için onbinlerce yıl gerekiyor. Bilimadamları toprağın kendisini yenilemesi için gerekli bu süreyi hızlandırmak ve bazı endüstriyel atıkları pozitif yönde kullanmak suretiyle toprağın yapısını daha verimli hale getirmeye çalışıyorlar.
Ekolojik ambalaj, geleceğin ürünü. Normal plastik ambalajların doğada çözünme süresi 400 yıl sürerken, ekolojik ambalajlar 14-18 ay gibi kısa bir süre içinde kontrollu olarak bio bozunup doğaya karışabiliyor.

Birleşmiş Milletlerin yayınlamış olduğu rapora göre bundan on yıl önce istihdam şampiyonu tarım sektörü idi. 2007 yılında ilk kez servis ektörü oldu. Tarım sektöründeki azalışın servis sektörüne kaydığı düşünülüyor.

Gıda’da gelecek olan krizin 13 ana sebebi olarak 1-enerji açığı ve fiyatlar, 2-biyoyakıtlar, 3-küresel ısınma, 4-tatlı su kıtlığı, 5-ekonomik kaos, 6-yükselen nüfus seviyesi, 7-kötü tarım politikaları, 8-toprağın bozulması, 9-bal arısı sorunu ve doğal polinatör kaybı, 10-tahıl çeşitlerinin azalması ve genetik kirlenme, 11-çiftçi kıtlığı, 12-balıktaki düşüş, 13-gıdaya yönelik genel bilgisizlik gösteriliyor.
Dünyada doğal kaynakların giderek azalması sonucu doğala özdeş aroma pazarının gelişmesi bekleniyor.

Toplum içinde yaşlı nüfus artmasıyla kalp damar hastalıkları ve sinir sistemi şikayetlerinin, stresin artmasıyla diyabet ilaçları ve antidepresanların artması bekleniyor. Elbette bu segmentlerdeki yükseliş sağlık hizmet kalitelerinin ve hasta farkındalıklarının artması ile doğru orantılı olacak.

Şu an için AB ülkelerinin toplam 56 milyon göçmen iş gücüne ihtiyaç duyduğu, bu ihtiyacı karşılamak için Afrikalı göçmen işçilerin AB'ye transferine ilişkin gizli bir proje yürütüldüğü, proje çerçevesinde Afrika ve Kuzey Afrika ülkelerine kayıt bürolarının açıldığı, bu “iş merkezleri”nden ilkinin Mali'de faaliyete başladığı, 2050 yılına kadar 50 milyon işçinin bu merkezler tarafından organize edilip Avrupa'ya transfer edileceği belirtiliyor.

Avrupa Birliği tarıma desteği azaltıyor. Avrupa Birliği (AB), milyarlarca euro tutarındaki tarım sübvansiyonlarının azaltılması konusunda bir reforma imza attı. 2003 yılından bu yana gerçekleştirilen en önemli ilerleme olduğu belirtilen reform kapsamında çiftçilere yapılan doğrudan yardımlar, 2012 yılına dek yüzde beş daha azaltılarak, toplam yüzde 10 oranında kesilmiş olacak.

Tarım ürünlerinde piyasaları takip etmek ve bu tahminlere göre pozisyon almak eskiye oranla daha zorlaşacak. Mevcut 2 ya da 3 bilinmeyenli denklemin yerini onlarca bilinmeyen alacak. Fiyatlara rekolte, iklim şartları, tüketim, enflasyon, arz ve talep, dövizdeki parite, spekülatörlerin yatırım eğilimleri vb. etki yapacak.

Norveç bilim ve teknoloji üniversitesi iktisat bölümünün (Hildegunn Ekroll Stokke) yaptığı bir araştırmaya göre çiftçilerin tarımsal ürünlerini alarak piyasaya süren süpermarketler, 2015’ten sonra yerel çiftçilerin haklarını daha çok koruyan hukuki sınırlamalarla karşılaşacaklar ve çiftçilerin karşısındaki güçlü pozisyonlarını yitirecekler.

Tarım, ormancılık ve balıkçılığın yönetiminde bugüne kadar uygulanan metodların dünyadaki biyolojik çeşitliliğin kaybolmasının esas nedeni olduğu düşünülüyor.

FAO’nun yayınladığı bir rapora göre 2030 yılında dünya nüfusu 9,3 trilyon olacak. Bu artış daha çok gelişmemiş ülkelerden kaynaklanacak. Ancak dünya açlığındaki azalma, az gelişmiş ülkelerdeki gıda tüketimindeki artıştan değil, bu ülkelerin tarımsal üretimlerindeki büyük artıştan kaynaklanacaktır. Açlık ve yoksulluk problemini çözecek gerçek anahtar, gelişmiş ülkelerdeki tarımın kararlı gelişimidir.

Amerikan Ulusal İstihbarat Konseyi'nin dünyamızın 2025 yılına dek olan geleceğini kapsayan bir öngörü raporu yayınlandı. Buna göre ABD dünyayı etkileyecek kararları artık tek başına alabilecek hegemonik güç olmaktan çıkacak. Çin ve Hindistan'ın rolü ise artacak. Dünya çok parçalı hale gelecek. Dünyadaki kıt kaynaklar üzerinde bu kaynakları kendisi için kullanma amaçlı çıkar kavgası artacak. Bu çıkar kavgasını denetlemekte, varolan uluslar arası kuruluşlar etkisiz kalacaklar.

IBM, gelecek 5 yılda insan hayatına girecek 5 yeniliği öngörüyor: 1- Herkesin gen haritası çıkarılmış olacak ve böylece kişiye özel beslenme, kişiye özel ilaçlar mümkün olacak. 2-Bilgisayarlarda, sesle tanıma-arama sistemleri başlayacak. 3- Herkesin dijital asistanı olacak. 4- Evinizin her odasındaki ekranlar, sürekli bizi tarayacak ve size yardımcı olacak. 5- Kaldırımlarda, evlerde kullanılan asfalt, boya ve diğer yalıtım malzemeleri güneş enerjisini hapsedip, elektrik üretebilecek.

Almanya uzun süre uzak kaldığı aktif dünya siyasetinde, varlığını tekrardan göstermek için adımlar atmaya başlıyor.

Türkiye’den
Türkiye Avrupa’nın en yaşlı traktörlerini kullanıyor. Türkiye’de 20 yaşın üzerinde 700 bin traktörün hurdaya çıkacak olması, uluslar arası traktör firmalarının rekabetini artırdı.

TUSIAD tarafından hazırlanan “Türkiye’de su yönetimi” başlıklı rapora göre ülkemiz 2030 yılında su fakiri olacak. Yılda kişi başına 1000 metre küpün altında su kullanan ülkeler su fakiri olarak adlandırılıyorlar.

Türkiye’deki zengin floristik özellikler (3500 endemik bitki), doğal kaynaklarını zamanla kaybetme aşamasına gelmiş gelişmiş ülkelerdeki ilaç sanayinin, koleksiyoncuların, kaçakçıların ve kozmetikçilerin ilgisini çekiyor. Bitkilerin kaçırılıp genleriyle oynanarak (tohumlarından yararlanma şansı da olmadan) tekrar bize satılması da tartışılması gereken başka bir konu.

Yeni bir sektör doğuyor: Anayurt güvenliği sektörü. ABD’de ortaya çıkmış olan ve ülke güvenliğine yönelik çözümler sektörleşme yolunda ilerliyor. Anayurt güvenliği sektörünün yakın zamanda 5 milyar dolarlık pasta yaratması bekleniyor, Türkiye’de halen 20 firma bu sektörde faaliyet gösteriyor. Savunma sanayi imalatçıları derneği sektörün STK’sı durumunda.

İnşaat sektörünün gelişimine paralel olarak geleceği parlak görünen yeni bir sektör var: Tesis ve Mülk Yönetimi. Middle East Strategy Advisor kuruluşunun araştırmasına göre Körfez bölgesinde 892 milyar dolarlık ve Türkiye’de 8 milyar dolarlık bir potansiyel var. Kanadalı uzman firmalar Türkiye’ye geldiler bile.

Dünyada enerjiyi en verimli kullanan ülkeler Japonya, Almanya ve Danimarka. Türkiye enerjiyi OECD ülkelerine göre 2 kat, Japonya’ya göre 4 kat daha verimsiz tüketerek, kriz senaryolarına her gün biraz daha yaklaşıyor. Enerji verimliliği ile binalarda % 20, ulaşımda % 15 tasarruf sağlanarak, yılda 6 milyar dolarlık petrol ve doğalgaz ithalatı engellenebilir. Alınacak önlemler olarak yalıtımlı binalar, son teknoloji ampuller ve gereksiz trafik yoğunluğunun azaltılması, kayıp kaçakların azaltılması öneriliyor.

İlaç sektöründe en hızlı büyüyen segment dünyada tüketimi her yıl % 11, Avrupa’da % 15 ve Türkiye de % 12 artan kanser ilaçları. 2008 yılı sonunda Türkiye’de kullanılan kanser ilaçları tutarının 1 milyar dolara çıkması bekleniyor.

Gemi inşa sektöründe konteynır gemileri, kuru yük gemileri, kargo gemileri, çok maksatlı gemiler, teknolojisi yüksek gemiler gelecek vaadediyor.

Derleyen: Memet Özkan - www.danismend. com

24 Kasım 2008 Pazartesi

ABD'de her 8 kişiden biri aç



Ekonomik kriz ABD'yi de vurdu! Yaşanan dar bogaz nedeniyde her 8 Amerikalı'dan birinin aç olduğu açıklandı.

ABD'de geçtiğimiz yılın aynı dönemine oranla 691 bin daha çocuğun kendini besleyemeyecek kadar yoksul düştüğü, her 8 Amerikalıdan birisinin aç olduğu bildirildi.

Amerikan Tarım Departmanı'nın yayınladığı raporda, son küresel mali krizle birlikte ülkedeki fakirlik oranının 1998'den bu yana en yüksek rakamlara ulaştığı belirtildi. 1998'de çocuklardaki açlık oranı 716 bin civarındayken, 2006'da bu oranın 430 bin olduğu açıklanmıştı.

Raporda, Amerikan nüfusunun yüzde 12.2'sine denk gelen 36,2 milyon insanın yeterli yiyecek alacak ve sağlıklı yaşayacak parasının olmadığı vurgulanıyor. Ülkedeki açlık oranının 2000 yılından bu yana yüzde 40 oranında arttığı kaydedildi.

Açlık karşıtı sivil toplum örgütü Gıda Araştırmaları ve Aksiyon Merkezi'nin Başkanı James Weill, sonuçların 2015'e kadar çocuklardaki gıda yetersizliğini önlemeyi vaat eden Barack Obama üzerindeki baskıyı artıracağını söyledi. Weill, son küresel ekonomik krizin planları alt üst edeceğini ön görüyor.

kaynak: İnternethaber.com

16 Kasım 2008 Pazar

Chinese Democracy



Rock muzigin kilometre taslarindan biri olan Guns N Roses in yillardir beklenen albumu Chinese Democracy nin cikis tarihi sonunda belli oldu.

Bir kac haftadir soylenti olarak dillerde donen haberlere sonunda bir resmi aciklama gelerek son noktayi koyulmus ve artik sadece 23 Kasim i beklemek kalmistir. GNR n resmi sitesinde de haber verilen ve geri sayima baslanan album fanlarda büyük bir sevince yol acmistir. Dile kolay 14 yildir bu album bekleniyor.

14 yıldır üzerinde çalışılan albümün yapımı 15 milyon dolardan fazla tuttu. Albümle aynı isimdeki şarkı (Chinese Democracy) 22 Ekim günü Amerikan ve İngiliz radyolarında çalınmaya başlandı.
Albümün açıklanan parça listesi şöyle:

01. "Chinese Democracy"
02. "Shackler's Revenge"
03. "Better"
04. "Street Of Dreams"
05. "If The World"
06. "There Was A Time"
07. "Catcher N' The Rye"
08. "Scraped''
09. "Riad N' The Bedouins"
10. "Sorry"
11. "I.R.S."
12. "Madagascar''
13. "This I Love"
14. "Prostitute"

Piyasada GNR'in Chenise Democracy'si hakkında çok dedikodu var. Hatta yukardaki listenin doğru bir liste olmadığını öne sürenler dahi var." Chinese Democracy (A-side) - Chinese Democracy (B-side) " olma ihtimali konuşulmuyor değil...

suck




Bloody-Disgusting.com’a göre , Alice Cooper, Iggy Pop ve Henry Rollins — Malcom McDowell ("Heroes", "Halloween") ve Jessica Pare ile birlikte — yeni vampir filmi "Suck"da oynayacaklar. Film bir "Rock 'n' roll vampir hicivi olacak ve rock yıldızı olmak isteyen bir grup insanın kayıt sözleşmesi ve ölümsüzlük peşinde koşmasından bahsedecek." dedi Rob Stefaniuk, "Suck" filminin yazarı ve direktörü, filmde de oynayacak...

Yeni enerji kaynağı



Yağmur damlalarının kinetik enerjisini elektrik enerjisine dönüştüren bir sistem

It's Raining Energy. Hallelujah! :p

merak edenler

http://dsc.discovery.com/news/2008/02/07/raindrops-energy.html

'den ayrıntılı olarak bilgilenebilirler

20 Ekim 2008 Pazartesi

Sevgisizlik boyu kısaltıyor




Sevgisiz kalan çocuğun boyu kısa olabiliyor. Türkiye'de görülme sıklığı yüzde 3-15 arasında değişen boy kısalığı, anne karnından başlayıp final boya kadar uzanan yaşamda birçok etkene bağlı olarak gelişebiliyor. Bu etkenler arasında beslenme bozukluğu ve sevgisizlik gösteriliyor.

***:maşallah bizim boyumuz eşşek kadar kj.buradan da sevildiğimizi anlayabiliriz şçllkfg

kaynak: cumhuriyet gazetesi

18 Ekim 2008 Cumartesi

Köyümüzde kadın kalmadı

Dilencilik ülkemizde adeta bir meslek haline geldi. Bir muhtarın, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Zabıta Daire Başkanı Mustafa Tahmaz'a yolladığı mektup ise bunun en açık kanıtı. Muhtar yaşanan durumu şöyle anlatıyor: "'Köydeki bütün kadınlar İstanbul'a dilenmeye geldi. Kocaları bunları gönderdiler. Köyde hiç kadın yok"

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Zabıta Daire Başkanı Mustafa Tahmaz, İstanbul'da dilenciliğin yüzde 90 oranında bu işi meslek haline getiren vatandaşlar tarafından yapıldığını ve organize bir hareket olduğunu söyledi.

Tahmaz, yaptığı açıklamada, İstanbul'da dilencilerle mücadele kapsamında yaptıkları çalışmaları anlatarak, dilenci toplama ekipleri oluşturulduğunu söyledi.

İnsanların duygularını istismar eden dilencilerin çeşitli uygulama pratikleri olduğunu belirten Tahmaz, “Enteresan uygulama yöntemleri var. Bakıyorsunuz çürük etleri koluna yapıştırıyor ve kolunu çürük gibi gösteriyor. (vay canına) Bütün dilenciler böyle demek istemiyorum, ama vurgulamak istediğim bu işin ne kadar profesyonelce ve organize şekilde yapıldığıdır. İstanbul'da dilencilik yüzde 90 oranında bu işi meslek haline getirmiş vatandaşlar tarafından yapılıyor ve organize bir hareket” dedi.

:-)
malesef vicdanlarımızı dahi sömürmeye başladı insanlar.ben şahsen hiç dayanamıyorum böyle yaşlı bi teyze,ya da amca gördüğümde.bir ytl'm kalmış olsa bile çıkarıp veriyorum,çünkü iyi rol yapıyolar.yapıcak bişey yok.taktir Tanrı'ya kalmış.

8 Ekim 2008 Çarşamba

İnternette Büyük Boyuttaki Dosyalarımızı Depolamak için bir kaç site

CD, DVD, USB flash bellek, hardisk, disket gibi bilgi depolama araçlarının maliyetini azaltmak mümkün. Bunun için ücretsiz de kullanabileceğiniz dosya depolama amaçlı web siteleri mevcut. Bu uygulamanın dosyalara her yerden ulaşma kolaylığı, cd çöplüğünün ortadan kaldırılması vb. avantajları da var.
Yalnız öncelikle şu konulara dikkat etmek gerekiyor:

Bazı siteler bir süre sonra dosyaları silebiliyor. Üye olmadan önce siteyi dikkat inceleyin.


Daha çok video, müzik vb. büyük boyutlu dosyalar için bu yöntemi kullanırsanız daha faydalı olur. Word, excel gibi dosyalar genelde büyük boyutlu değildirler.
Banka hesap bilgileri, kimlik bilgileri vb. gizli dosyalarınızı bu şekilde depolamamanız tavsiye edilir.
Ücretsiz bir site daha sonra ücretsiz hale gelebilir. Buna da dikkat edin.
Dosya depolama amacıyla kullanabileceğiniz bir çok site mevcut:

PANDAFILE : Herhangi bir üyelik veya kayıt gerektirmiyor ve ayrıca bant genişliği veya dosya sınırlaması bulunmamakta.Sadece “browse” tuşuna basıp, dosyanızı seçip upload ediyorsunuz ve size o dosyaya ait bir url veriliyor. Siz de onu ister arkadaşınıza gönderin, ister bir projede kullanın, isterseniz web siteniz için kullanın.
XDRIVE : 5 GB boyutunda ücretsiz alan sağlıyor.
MOZY : 2GB boyutunda ücretsiz alan sağlıyor.
BOX.NET : 1GB boyutunda ücretsiz alan sağlıyor. Dosya paylaşma özelliği var.
ESNIPS : 5GB boyutunda ücretsiz alan sağlıyor. Dosya paylaşma özelliği var.
MAILBIGFILE : 100 mb’ta kadar dosya gönderme imkanı sağlarken bant genişliği konusunda limit kısıtlamasında bulunmuyor. Ancak, aylık 25 yükleme gibi bir kısıtlaması var.
SENDSPACE : 300 mb’ta kadar dosya gönderebiliyor.
DROPSEND : 1 gb lık dosya gönderme seçeneği sunuyor.
MYOTHERDRIVE : 5gb dosya barındırma imkanı sağlarken, aynı anda 1 gb’a kadar dosya göndermenize izin veriyor. pro üyeliği daha fazla imkana sahip.
MEDIAFIRE : Herbirisi 100 mb olacak şekilde limitsiz dosya gönderme ve download etme imkanı sağlıyor. herhangi bir 3. parti yazılım yüklemenize de gerek yok.
YOUSENDIT : 2gb dosya göndermenize olanak sağlıyor ve göndermek istediğiniz kişiye linkini email olarak iletiyor. dosyalara şifre de koyabiliyorsunuz. Dosyalarınızı 14 gün barındırma hizmeti sunuyorlar.

26 Eylül 2008 Cuma

Hızla yayılan yavaş şehirler



Yavaş Şehir Chiavenna

İtalya’nın “Yavaş Şehir (Slow City)” hareketini destekleyenler, şehir merkezlerinde araba kullanımını yasaklayarak ve McDonald’s şubeleriyle süpermarketleri kapatarak yaşanır kentler oluşturmaya çalışıyorlar. Asya’ya da sıçrayan bu akım, tüm Avrupa’da hızla yayılıyor.

Toskana’nın minik Chianti şehri, 1999 yılında ilk “Cittá Slow” [İtalyanca yavaş şehir] kenti oldu, ardından Bra, Positano ve Orvieto geldi. Zamanla, yavaşlık dalgası diğer şehirler arasında yayıldı. Artık İtalya’daki 42 Yavaş Şehir’le birlikte, İngiltere, İspanya, Portekiz, Avusturya, Polonya ve Norveç’te de birçok Yavaş Şehir var. Almanya’dan, aralarında Hersbruck, Lüdinghausen, Schwarzenbruck, Waldkirch ve Überlingen’in de bulunduğu bazı şehirler, sadece 50.000’den az nüfusu olan kentlerin kabul edildiği harekete seçilebilmek için başvurdu.
Yavaş Şehir’in İtalya’da ortaya çıkmasına şaşırmamak gerek. “La dolce vita”nın [tatlı hayat] ülkesi İtalya, özelikle yemekle ilgili geleneklerine çok bağlı. İtalyanlar’ın dilleri bile yavaşlığa çok daha yatkın. 1991 – 2004 yılları arasında Orvieto’nun Belediye Başkanı olan Stefano Cimicchi, bu görevinden sonraki birkaç yıl “Slow Food (Yavaş Yemek)”un başarılı konseptinden yola çıkılarak hazırlanan Yavaş Şehir hareketinin başkanlığını yürüttü. Yavaş Şehir hareketi, küçük kentlerin geleneksel yapılarını, sıkı kuralları dikkatle uygulayarak korumaları gerektiğini savunuyor: Arabalar şehir merkezlerinden çıkarılmalı, insanlar sadece yerel ürünleri tüketmeli ve sürdürülebilir enerji kullanmalı. Bu küçük şehirlerde, süpermarket ya da McDonald’s aramanın bir anlamı yok.

Cimicchi, “Amacımız yaşanır şehirler yaratmak,” diyor, “Tıpkı yazar Italo Calvino ve mimar Renzo Piano gibi, bir ütopya şehri konsepti üzerinde çalışıyoruz”.



Yavaş Şehirler, ekoloji ve sürdürülebilirlik alanında bilimin son buluşlarından da faydalanarak, Ortaçağ’dan ya da Rönesans Dönemi’nden kalma kentsel öğeleri korumaya çalışıyorlar. Eğer kentin bu amacına yardımcı olacaksa, modern teknolojiye bile izin veriliyor. Mesela Cimicchi, Orvieto’da sadece yayaların geçişine izin veren elektronik kapılar kullanmak istiyor. Pisa’da da benzer bir sistem var: Eğer kameralar parkmetrenin süresinin dolduğunu tespit ederse, bir dakika ya da tüm gün de olsa, park cezası kesiliyor.

Yavaş Şehirler’in Katı Kuralları

Yavaş Şehir bildirisi, gürültü kirliliğini ve trafiği kesmek, yeşil alanları ve yaya bölgelerini artırmak, yerel üretim yapan çiftçilerle bu ürünleri satan dükkan ve lokantaları desteklemek ve yerel estetik öğeleri korumak gibi, 50’den fazla taahhüt içeriyor. Yavaş Şehir olarak adlandırılmak ve salyangoz logosunu kullanabilmek için de, şehrin önce kontrol edilmesi, daha sonra da dedektifler tarafından düzenli olarak denetlenmesi gerekiyor.

Bu bildiriye göre bir kentin Yavaş Şehir olup olmadığını belirleyen hareket, “Cittá Slow”un, genel kuralların belirtildiği bir manifestosu, bu vasfı almak isteyen kentlerin imzaladığı kurum sözleşmesi, üye şehirler listesi ve bir yıllık toplantı programı bulunuyor.

Bu hareketin en önemli etkenlerinden biri de, kentsel yaşamdaki yoğun tempoyla mücadeleye hız kazandırıyor olması. İtalya’nın Yavaş Şehir yöneticileri yılda bir kez buluşarak, notlarını karşılaştırıyorlar ve yeni inisiyatifler getiriyorlar. Urbino Üniversitesi de, geçenlerde bir anlaşma imzalayarak hareketin resmi danışmanı oldu.

Kasım 1999’da Orvieto’da hazırlanan sözleşmeye göre Yavaş Şehirler’in şu şartları sağlaması gerekiyor:

1 - Etrafını çevreleyen bölgenin ve kentsel düzenin niteliklerini korumak ve geliştirmek için, yeniden kullanma tekniklerini araştırarak, çevresel politikalar uygulaması,

2 - Toprağın işgali için değil, kullanımının geliştirilmesi için, işlevsel bir altyapı politikası yürütmesi,

3 - Çevrenin ve kent düzeninin kalitesini geliştirmek için teknoloji kullanımını teşvik etmesi,

4 - Doğal, çevreyle uyumlu tekniklerin kullanımıyla üretilen yiyecek maddelerinin tüketimini desteklemesi, genetik yapısıyla oynanmış ürünleri hariç tutarak, Slow Food Ark ve Presidia projeleriyle işbirliği içerisinde, zor durumlar için gereken tipik ürünlerin üretilmesi,

5 - Bir bölgenin kültür ve geleneklerinin korunarak, simgeselleşmesine katkıda bulunup, yerli üretimi teşvik etmesi ve tüketicilerle, kaliteli üreticiler ve satıcılar arasında doğrudan temas kurulabilmesi için tercih edilebilir ortamlar ve mekanlar yaratmayı desteklemesi,

6 - Konukseverlik kalitesini ve yerel toplum ile onun belirli özellikleri arasında gerçek bir bağ kurmayı desteklemesi, bir şehrin kaynaklarının eksiksiz ve yaygın olarak kullanımını önleyen fiziksel ve kültürel engelleri kaldırması,

7 - Gençlerin ve okulların sistematik bir biçimde lezzet eğitimiyle tanışmasına özel bir dikkat göstererek, yalnızca iç işletmecilerinin değil, bütün vatandaşlarının Yavaş Kent’te yaşadıklarına dair farkındalıklarını sağlaması.
Bra'da Yeni Bir Yaşam Tarzı

Yavaş Şehirler’den biri olan Bra’nın Belediye Başkan Vekili Bruna Sibille, küreselleşmeye karşı hareket etmenin kolay olmadığı günümüzde, bir kenti yönetmenin en iyi yolunun yavaşlık felsefesi olduğunu söylüyor: “Yavaşlık hareketi, önceleri iyi yemekler yiyip içmek isteyen birkaç kişinin fikri olarak ortaya çıktı. Fakat, her şeyi daha az telaşla ve daha az homojenize bir tutumla yapmanın faydaları hakkındaki tartışmalar giderek daha geniş bir alana yayıldı.”

Bra’da da diğer Yavaş Şehirler’de olduğu gibi, tarihi kent merkezinde araba kullanımı, süpermarketler ve parlak reklam ışıkları yasaklandı. Elişleri ya da özel yetiştirilmiş yiyecekler satan küçük aile işletmeleri, en iyi ticaret birimleri haline geldi. Belediye binası, Piedmont bölgesinin tipik bal rengi sıvası kullanılarak onarılıyor. Okullarda çocuklara yerel üreticiler tarafından yetiştirilen organik meyve ve sebzeler servis ediliyor.

Fazla çalışmanın zararlarından korunmak amacıyla, Bra’daki bütün küçük marketler Perşembe ve Pazar günleri kapatılıyor. İnsanlar bürokratik işlerini, Cumartesi sabahı açılan Belediye’de acele etmeden halledebiliyorlar. Sibille, “Böylece yavaş yavaş yeni bir ortam, yeni bir hayat anlayışı oluşturuyoruz,” diyor.

“Bir şeyi netleştirelim: Yavaş Şehir olmak, her şeyi durdurup zamanı geri almak anlamına gelmiyor,” diye vurguluyor Bruna Sibille, “Müzelerin içerisinde yaşamak istemiyoruz, tek istediğimiz modern ile geleneksel arasında, kaliteli yaşamı destekleyen bir denge oluşturabilmek”.

***vay..çok ilginç ve güzel bi proje bence.çünkü sokağa çıkınca insanlar kaçıcak yer arar oldular.özellikle büyük şehirlerde otobüsler yanımızdan geçerken motorun yaydığı ısıdan kızarmış tavuk gibi oluyoruz ,gürültüden sinirli piskopatlara dönüşüyoruz,fast food dükkanlarında hızlı ve lezzetli yemekler(YAĞLI) yiyip obeze dönüşüyoruz.öyle çok coşmuşuz ki akıp giden hayatta köle gibi çalışıp,öküz gibi yiyip,at gibi koşturan, birbirinin yüzüne bakmaya,elini tutmaya vakti olmayan yaratıklara dönüşmüşüz ve dönüşmekteyiz.böyle bi uygulama dünyaya yayılmalı bence. (bu arada amma çok dönüşmek kelimesini kullanmışım.dönüşe dönüşe bi hal olmuşuz gibi olmuş lkl neyse:d )

18 Eylül 2008 Perşembe

Last Shadow Puppets'dan İki Yeni Cover



Last Shadow Puppets Lee Hazlewood ve Nancy Sinatra'nın "Paris Summer"ını ve Burt Bacharach’ın "My Little Red Book"unu canlı olarak kaydetti. İki şarkı da yakın zamanda yayınlanacak "My Mistakes Were Made For You" single’ında yer alacak. Age of the Understatement single'ında da grup, David Bowie'nin "In The Heat of The Morning" şarkısını yorumlamıştı. Anlaşılan o ki bu projede, etkilendikleri büyüklerine saygı niteliğinde, yayınlayacakları single’lara bir iki cover yerleştirmeye devam edecekler.