yaratıcı fikirler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
yaratıcı fikirler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Aralık 2008 Pazartesi

Bayim olur musun? :p

Girişimciler krize rağmen boş durmuyor. Bu yıl 6'ıncısı düzenlenen "Bayim Olur musun? Franchising ve Markalı Bayilik Fuarı" sıradışı girişim fikirlerine ev sahipliği yapıyor. 25 bin kişinin ziyaret etmesi beklenen fuarda ABD'nin ünlü içeceği smoothies, sadece bir iki malzeme ilavesi ile evde kolayca hazırlanan çiğ köfte ve bir Türk girişimcinin yabancı ortağı ile yarattığı "patates cumhuriyeti" fuardaki ilginç örneklerden sadece birkaçı... Media Force Fuarcılık ve Türkiye Franchising Derneği (UFRAD) işbirliği ile CNR Expo Center'de düzenlenen "Bayim Olur musun? 6. Franchising ve Markalı Bayilik Fuarı"nın Türkiye'nin 600 yerli ve 200 yabancı markayla dünyayla boş ölçüşebilecek bir duruma geldiğini söyleyen Türkiye Franchising Derneği Genel Başkanı Mustafa Aydın, "Küresel krizin Türkiye'yi içine çektiği bir dönemde iç dinamikleri yapıcı kullanarak bu süreci atlatabiliriz. UFRAD yaptığı çalışmalarla markanın önemini anlatmaya çalışıyor. Çünkü kriz ortamında markalar çok daha rahat ayakta kalabilecek. Franchising ilgi görmesi gereken markaları ön plana çıkaran ve orta ölçekli yatırım yapmak isteyenlere imkân tanıyan bir sistem" diye konuştu.

Döneri espriyle sundu krizden büyüyerek çıkıyor

Eğlenceli fast food fikriyle yola çıkan Türk usülü fast food restoranı Hamudu, krize rağmen büyümeye kararlı. Nişantaşı ve Gayrettepe'de şubeleri bulunan şirketin ortaklarından Atilla Ozan, 5 yıl içinde 35 şubeye ulaşma hedeflerinin olduğunu söyledi. Kriz döneminde satışlarında artış olduğunu söyleyen Ozan, "Şubelerimizin bulunduğu yerlerde bize rakip olan firmaların fiyatları daha yüksek olduğundan onlardan bize bir yönelme oldu. İstanbul Ulus'ta da kısa bir süre içinde yeni bir şubemiz açılacak" dedi. Ozan, markanın logosu olarak kullanılan karikatürlerin Penguen'in karikatüristi Emrah Ablak tarafından yapıldığını belirtti. Şirket, franchising bedeli olarak 20 bin dolar talep ediyor. Hamudu şubesi açmanın toplam yatırım maliyeti 90-100 bin YTL arasında değişiyor.

ABD'li Maui Wowi Türkiye'de fabrika kuracak

İlk defa yurtdışına açılma kararı veren Amerika'nın ünlü içeceği smoothies (süt, yoğurt ve meyve karışımlarıyla hazırlanan bir içecek) markalarından Maui Wowi, Türkiye pazarına fabrika kurma planları ile adım attı. Türkiye'yi Maui Wowi'nin Ortadoğa ve Avrupa merkezi haline getirmeyi hedeflediklerini söyleyen Maui Wowi Strateji ve Planlama Müdürü Ceyhun Coşkun, "Türkiye'de üretimin yapılarak buradan Arap ülkelerine ve Avrupa'ya dağılması masraflarımızı azaltıp kâr marjımızı artıracağı için gelecek yıl fabrika kurmayı planlıyoruz" diye konuştu. 5 yıl içinde 50 mağaza, 200 hareketli kart açmayı planlayan şirket, turistik yerlere öncelik veriyor. Kioks veya hareketli satış noktası olarak tabir edilen satış modelinin ortalama yatırım bedeli 35-40 bin YTL civarında. Mağaza için ise 35 bin lira franchise bedeli talep ediliyor.

Çiğ köfte gibi Türk lezzetlerini pakete taşıdı

Yaklaşık 28 yıldır çiğ köfte işini yapan Mehmet Yaşar Yılmaz, Türkiye'nin ilk paketli hazır çiğ köfte ve kısırını üretti. Çiğ köftenin lezzetli ve sağlıklı olması için yoğrulmasının hemen ardından yenmesi gerektiğini söyleyen Yerel Lezzet Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Yılmaz, bu fikirden hareketle paketli çiğ köfte üretimine girdiklerini ifade etti. Paketin içine tüm malzemelerin olduğunu çiğ köfteyi hazırlamak için sadece bir bardak su, 250 gram et veya haşlanmış patates gerektiğini aktaran Yılmaz, önümüzdeki günlerde hazır mercimek köftesi ve içli köfte üreteceklerini anlattı. Yaklaşık 1 milyon dolarlık yatırımla Tarabya'da üretim tesisi kurduklarını dile getiren Yılmaz, günlük 8 ton üretim yaptıklarını 2009'da bu rakamı 3 kat artırmayı hedeflediklerini söyledi. Yurtdışından talep olduğunu vurgulayan Yılmaz, Almanya ve Kanada'yla görüştüklerini aktardı.

Patates cumhuriyeti Türkiye'de büyüyecek

Patatesin dünyanın en çok sevilen yiyeceklerinden biri olduğunu düşünen girişimci Erdal Dalkılıç ve ortağı David Game, farklı bir projeye imza atarak Potato Republic'i yani Patates Cumhuriyeti'ni kurdu. Sadece patates yemeklerinin satıldığı markanın İstanbul'da 2 şubesi var. 2010'a kadar 10 şube açmak istediklerini söyleyen Erdal Dalkılıç, Türkiye'nin ardından Rusya ve Orta Avrupa ülkelerinde büyüyeceklerini belirtti. Restoranda kumpirin yanı sıra sosisli patates potşiş gibi farklı ürünler de olduğuna dikkat çeken Dalkılıç, Türk damak tadına uygun patates yemekleri üretmek için Ar-Ge çalışmaları yaptıklarını dile getirdi. 35 metrekarelik bir Potato Republic şubesinin yatırım maliyeti 50-60 bin dolar arasında değişiyor. Franchise bedeli olarak 15 bin dolar talep ediliyor.

yaratıcı iş fikirleri -1

Nasıl zengin olsam düşünceleri genelde insanları iş fikri düşünmeye ve araştırmaya iter.İşte bunlardan bir tanesi:

Bayan kuaförlerde müşteriler saç kesimi sırasında sürekli kendilerine ve aynaya bakarlar.Bu sırada önlüğün üzerindeki bir reklamı farketmeme gibi bir şansları dolayısıyla yok.Eminimki diğer tüm reklam mecralarından daha fazla süre bu reklamı inceleyecekler ve hafızalarında yer edecektir.Nedeni ise önlük takılı iken zaplama gibi bir lüksleri yok.Bir nevi gözleri mahkum.Bu da tam reklamverenlerin ilgisini çekecek bir durum.Tv reklamlarını bir düşünsenize x şampuan milyonları döküyor ama gerçek hedefine ulaşabiliyormu? Bu durumda bizim fikrimiz tam hedefine ulaşabilecek yeni bir reklam mecrası oluyor.Şimdi iş fikri için gereken maddelerin birkaçına geçelim.

1-İstanbul'daki tüm ilçelerin listesini yapıyoruz.
2-Bu ilçelerdeki bayan kuaförlerin sayısına ulaşıyoruz.
3-Kuaförlerin kullan-at önlük hakkındaki görüşlerini alıyoruz.
4-Onlara her ay bedavaya 200 kullan-at önlük vermeyi teklif ediyoruz.
5-Görüşleri ve ön bilgileri toparladıktan sonra maliyetleri araştırmaya başlıyoruz.Kullan at önlük birim maliyeti.Reklam baskı şekilleri ve maliyeti.Dağıtım maliyeti gibi.
6-Daha sonra fikri pazarlama kısmına giriyoruz.Böyle bir alanda reklam verecek firmaları araştırmaya başlayıp daha sonra tekliflere gitmeye başlıyoruz.Örneğin şampuan firmaları veya altın sektöründeki markalar olabilir.Maiyetlere kendi karımızıda koyarak reklamı alıyoruz.(İşin en zor kısmıdır)
7-Reklamı aldıktan sonra ürünleri dağıtıyoruz ve mutlu sona ulaşıyoruz.

İşte düşüncede zengin olmakda buna deniyor.Kabataslak oluşturduğumuz bu fikir sonrasında artık zenginlik hayalleri kurmaya başlayabilirsiniz.

ilginç işler

Türkiye’de meslekler üzerine yapılan araştırmada çok ilginç iş konumları ortaya çıktı.Sperm üreticiliğinden, cenazelerde para karşılığında ağlamaya kadar ilginç ama bir o kadar da zevkli mesleklerin olduğu öğrenildi.

Küçüklükten itibaren, “Ne olacaksın?” sorusunun cevabı doktor, mühendis, sanatçı ve benzeri bilindik işlerdir. Ama hayat, bazılarının tasarladığı gibi olmaz. Bazen yolunuz sperm üreticiliğine, bazen bir asansöre düşer ve siz o asansörün düğmesine basmakla yükümlü olursunuz. Bu ilginç meslekleri TEMPO dergisi araştırdı.

“300 YTL’YE AĞLIYORUZ”

Ali Öztürk, bir gün, bir caminin içine girdiğinde, tabutun başında hüngür hüngür ağlayan bir gençle karşılaştı. Yanına gidip, “Çok mu yakınındı?” diye sordu. Gençten gelen cevap, “Hiç tanımazdım” oldu. Çünkü o, cenazede para karşılığı ağlıyordu. Ali Öztürk, genç adama, “Senin gibi kaç kişi var” diye sordu. “Çok” cevabını alınca, hepsini toplayıp dernek kurdu. Şimdi 300 kişiler. Ekibi bir saat camide, bir saat evde ağlıyor. “Müşterilerimiz ömründe kimseye zırnık koklatmamış, sevilmeyen insanlar. Öldüğü zaman hanımı makyajı bozulmasın diye ağlayamıyor, miras da kalmış, bizi tutuyor” diyor Ali Öztürk. Cenazede ağlayanlar kişi başı 300 YTL para alıyor. Ekibi hayatın güldürmediklerinden oluşuyor. Ayda derneğe 100 - 150 bin YTL para giriyor.

ONUN İŞİ YÜKSEKLERDE

Koç Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nden mezun oldu Güneş Ergüden. Ancak bu mesleği yapmak istemedi. Onun gönlü paradan çok, keyifli işlerdeydi. Dört yıldır ortağıyla kurucusu olduğu Yüksek İşler’de çalışıyor. Genelde ışıklandırma montajı, sahnelerde ses ışık sistemleri asımı, cam ve konstrüksiyon temizliği en çok ilgilendiği işler. Ama en yüksek işi, Boğaziçi Köprüsü aydınlatma projesi. Burada denizden yaklaşık 160 metre yüksekte çalıştı. Yükseklikle ilgili bir korkusu yok. Sadece yapıları kimlerin inşa ettiğini bilmediği için tedirginlik yaşıyor. “Bu işi yurtdışında yapsaydım, kazandığımın beş katı para kazanırdım” diyor. Türkiye’de ise orta standartlarda yaşamaya yetiyor.

İTİNAYLA SPERM ÜRETİLİR

“Sperm üreticiliği de ne?” demeyin. 1923 yılından bu yana Türkiye’de uygulanan bir yöntem. Verimli sığır ve at ırkı yetiştirmek için iyi cins boğa ve aygırlardan sperm almada ön hazırlık yapan kişiye de ‘sperm üreticisi’ deniyor.Oktay Saparca, bu işi Türkiye’de yapan kişilerden biri. Bir ineğin kızgınlık döneminde onu boğayla çiftleştirmek sıkıntılı oluyor, ancak enjeksiyonla yapılan bu yöntemle zorluklar aşılıyor. Ayrıca verim kayıtları test edilmiş, sağlıklı boğaların spermleri ineklere uygulanıyor ve daha iyi yavrular doğuyor. Bu işi yapanlar hayvan başına 60-70 YTL kazanıyor.Peki bir kişinin, “Ne iş yapıyorsunuz?” sorusuna, “Sperm üreticisiyim” diye karşılık vermesi ne gibi diyaloglar doğuruyor? Oktay Saparca’ya göre, kulağa garip gelse de bu normal bir iş. Üstelik faydalı. O, işini çok seviyor.

İŞİ ASANSÖRLE İNİP ÇIKMAK

Nişantaşı’nda bulunan City’s Inn Alışveriş Merkezi’nin asansörünü kullandıysanız, onu tanımamanız mümkün değil. “Hoş geldiniz efendim, kaçıncı kata gitmek istersiniz?” diye soran nazik kişi, 36 yaşındaki asansör görevlisi Arman Odabaşı. Daha önce farklı mesleklerde çalışmış. İlkokul mezunu. İş ilanında asansör görevlisi aranıyor bölümünü okuyup buraya başvurmuş. Günde yaklaşık 500 kez düğmeye basıp, katlar arasında asansörüyle dolaşıyor. Onun iş alanı üç metrekarelik bir asansör. Günü nasıl geçerse geçsin, nasıl sorunları olursa olsun; o, buraya gelen insanları güler yüzle karşılamak durumunda. Öyle de yapıyor zaten. Üstelik gülümsemek, ona sorunlarını unutturuyor. Bu işi severek yapıyor, maaşını açıklamıyor, “Emeğimin karşılığını alıyorum” demekle yetiniyor. Asansör konusunda eğitim almış. Kendisinin merkezin vitrini olduğunu düşünüyor. Canan Göknil imzalı kostümünü de, asansörünü de seviyor. Günde sekiz saat çalışıyor. Birçok ünlü görüyor, akşam eve gidince kimleri gördüğünü eşiyle paylaşmaktan keyif alıyor.

KÖPEK GEZDİRMEK USTALIK İSTER

Ferruh Akalın, 20 yıl boyunca kendi köpeklerine baktı. Onlar ölünce, bu sevgiyi başkalarının köpekleriyle gidermeye başladı. Bu işten hem keyif alıyor hem para kazanıyor. Günde bir saatten, sekiz köpek dolaştırıyor. Onları ormana ya da parka götürerek sosyalleşmelerini sağlıyor. Köpeğin psikolojisine uygun olarak davranıyor. Bunun eğitimini alan Akalın, 2002’den bu yana köpek dolaştırıyor. Yanında gördüğümüz köpeklerin isimleri Lucy ve Marcy. Onlar işadamı Mehmet Emin Karamehmet’e ait. Akalın’ın müşterileri arasında pek çok ünlü isim var. Müşterilerini orta sınıfın üzerindeki kişiler olarak tanımlıyor. Her köpeğin ayrı karakteristik özellikleri olduğunu söylüyor. Onların dilinden anlamanın, bu işin püf noktası olduğunu belirtiyor. Bir şirkete bağlı olarak çalışıyor. Bu iş için ödenen para, köpeğin cinsine ve yaşına göre değişiyor. Ortalama rakamlar ayda 500 YTL’den başlıyor. İşini seviyor, köpekleri seven herkese tavsiye ediyor.

16 Kasım 2008 Pazar

Yeni enerji kaynağı



Yağmur damlalarının kinetik enerjisini elektrik enerjisine dönüştüren bir sistem

It's Raining Energy. Hallelujah! :p

merak edenler

http://dsc.discovery.com/news/2008/02/07/raindrops-energy.html

'den ayrıntılı olarak bilgilenebilirler

8 Ekim 2008 Çarşamba

Yurt Dışında Ücretsiz Konaklama Hizmeti

Farklı kültürlerden insanlarla tanışmayı seviyor musunuz? Seyahat etmeyi seviyor musunuz? İnsanlara yardım etmeyi seviyor musunuz? Tüm dünyada bedava konaklama imkanına ne dersiniz? İşte bu amaçlarınızı gerçekleştirebileceğiniz web siteleri…

Hospitalityclub bu uygulamanın internet ortamındaki ilk öncülerinden. Türkçe desteği mevcut. Ara yüzü biraz kötü ama iş görüyor.

Hospitality Club nedir?
Hedefimiz insanları biraraya getirmek - ev sahipleri ve konuklar, gezginler ve yerliler. Bütün dünyada binlerce Hospitality Club üyesi seyahat ederken birbirlerine yardımcı oluyorlar - ister geceyi geçirmek için bir çatı olsun ister şehirde bir gezi. Katılmak tamamen ücretsiz, sadece bir dakikanızı alıyor ve herkese açık. Üyeler siteden birbirlerinin profillerine bakabilir, mesaj gönderebilir veya birbirlerine yaşadıkları deneyim ile ilgili yorum yazabilirler.
Kulüp, tek bir fikre inanan gönüllüler tarafından destekleniyor: seyahat edenlerin gittikleri yerlerdeki insanlarla irtibat kurmalarını sağlayarak ve “yerli”lere de farklı kültürlerden insanlarla tanışma şansı vererek, kültürlerarası anlayışı arttırmak ve gezegenimizdeki barışı güçlendirmek. Hiçbir zorunluluk yok (evinizde kimseyi ağırlamak zorunda değilsiniz!) ve üyelik tamamen ücretsiz. Dünya çapındaki dostane insanlar ağımızda sizi de görmeyi çok isteriz!

Couchsurfing.com isimli bu site de aynı mantıkla çalışıyor fakat ara yüzü HC’ye göre daha kullanışlı. Ayrıca HC’de zaman zaman yaşanan yavaşlama veya çökme problemi olmuyor. HC gibi bu sitenin de Türkçe desteği var.
“CouchSurfing uluslararası bir çerçevede insanları ve yerleri birleştirmek, karşılıklı eğitim değişimleri yaratmak, kolektif bilinci canlandırmak, toleransı yaymak ve kültürel anlayışı kolaylaştırmak için çabalar.”
Bir topluluk olarak, bireysel ve de kolektif yanlarımızla dünyayı daha iyi bir yer haline getirmeye çalışıyoruz, ve de kanepe sörfünün bu amacı gerçekleştirmek için bir yol olduğuna inanıyoruz. KanepeSörfü mobilyayla ilgili değildir - sadece tüm dünyada bedava kanepe bulmak değildir - daha iyi bir dünya yaratmada görev almakla ilgilidir. Evlerimizi, kalplerimizi ve yaşamlarımızı açarak daha iyi bir dünya yaratmaya çalışıyoruz. Zihinlerimizi açıyor ve karşılıklı kültürel değişimin mümkün kıldığı bilgiyi içtenlikle karşılıyoruz. Okyanusları, kıtaları ve kültürleri aşan derin ve anlamlı bağlantılar yaratıyoruz. CouchSurfing sadece nasıl seyahat ettiğimizi değil, dünyayla nasıl alakalı olduğumuzu da değiştirmek istiyor!


Bu iki sitenin dışında bir de servas.org var. Bu organizasyon biraz daha ciddi. Üye olmak için mülakata girmeniz gerekiyor ve bazı kuralları var. Güvenliğe önem verenler tercih edebilir.
Bu sitelerde üyeler kaldıkları veya misafir ettikleri üyeler hakkında yorum yazabiliyorlar. Böylece üye seçiminde bir nevi güvenlik sağlanmış oluyor. Ayrıca pasaport numarasını kontrol ederek gelen kişinin yazıştığınızla aynı kişi olup olmadığını kontrol edebilirsiniz. Bunların dışında sitelerin çeşitli güvenlik önlemleri var.
***:yine harika bi fikir bence bu.ama birisiyle net üzerinden görüşüp,yanına gittiğinizde sizi kesmeyeceğinden,biçmeyeceğinden emin olamazsınız lkj.etraf manyak dolu.macerayı seven,ölmekten korkmayanlar tercih edebilir.

İnternette Büyük Boyuttaki Dosyalarımızı Depolamak için bir kaç site

CD, DVD, USB flash bellek, hardisk, disket gibi bilgi depolama araçlarının maliyetini azaltmak mümkün. Bunun için ücretsiz de kullanabileceğiniz dosya depolama amaçlı web siteleri mevcut. Bu uygulamanın dosyalara her yerden ulaşma kolaylığı, cd çöplüğünün ortadan kaldırılması vb. avantajları da var.
Yalnız öncelikle şu konulara dikkat etmek gerekiyor:

Bazı siteler bir süre sonra dosyaları silebiliyor. Üye olmadan önce siteyi dikkat inceleyin.


Daha çok video, müzik vb. büyük boyutlu dosyalar için bu yöntemi kullanırsanız daha faydalı olur. Word, excel gibi dosyalar genelde büyük boyutlu değildirler.
Banka hesap bilgileri, kimlik bilgileri vb. gizli dosyalarınızı bu şekilde depolamamanız tavsiye edilir.
Ücretsiz bir site daha sonra ücretsiz hale gelebilir. Buna da dikkat edin.
Dosya depolama amacıyla kullanabileceğiniz bir çok site mevcut:

PANDAFILE : Herhangi bir üyelik veya kayıt gerektirmiyor ve ayrıca bant genişliği veya dosya sınırlaması bulunmamakta.Sadece “browse” tuşuna basıp, dosyanızı seçip upload ediyorsunuz ve size o dosyaya ait bir url veriliyor. Siz de onu ister arkadaşınıza gönderin, ister bir projede kullanın, isterseniz web siteniz için kullanın.
XDRIVE : 5 GB boyutunda ücretsiz alan sağlıyor.
MOZY : 2GB boyutunda ücretsiz alan sağlıyor.
BOX.NET : 1GB boyutunda ücretsiz alan sağlıyor. Dosya paylaşma özelliği var.
ESNIPS : 5GB boyutunda ücretsiz alan sağlıyor. Dosya paylaşma özelliği var.
MAILBIGFILE : 100 mb’ta kadar dosya gönderme imkanı sağlarken bant genişliği konusunda limit kısıtlamasında bulunmuyor. Ancak, aylık 25 yükleme gibi bir kısıtlaması var.
SENDSPACE : 300 mb’ta kadar dosya gönderebiliyor.
DROPSEND : 1 gb lık dosya gönderme seçeneği sunuyor.
MYOTHERDRIVE : 5gb dosya barındırma imkanı sağlarken, aynı anda 1 gb’a kadar dosya göndermenize izin veriyor. pro üyeliği daha fazla imkana sahip.
MEDIAFIRE : Herbirisi 100 mb olacak şekilde limitsiz dosya gönderme ve download etme imkanı sağlıyor. herhangi bir 3. parti yazılım yüklemenize de gerek yok.
YOUSENDIT : 2gb dosya göndermenize olanak sağlıyor ve göndermek istediğiniz kişiye linkini email olarak iletiyor. dosyalara şifre de koyabiliyorsunuz. Dosyalarınızı 14 gün barındırma hizmeti sunuyorlar.

Freegan Felsefesi


Alıntıdır.

Geçen gün televizyonda freenganlarla ilgili bir belgesel izledim. O belgeselde çöpten beslenen, gayet sağlıklı ve temiz görünen, karavanlarda yaşayan insanlar vardı. Marketlerin çöpe attıkları, tüketim tarihi dolmuş ürünlerle besleniyorlardı. Tüketim tarihi bir iki gün geçmiş bir jambon buldular. İçlerinden birisi jambonun iyi paketlenmiş olduğunu ve hava almadığı için bozulmadığını söyleyip yedi ve uzun zamandır bu şekilde beslendiğini, ciddi bir hastalık geçirmediğini söyledi. Ben de izledikten sonra son tüketim tarihi üstüne biraz düşündüm. Acaba son tüketim tarihi dolan yiyecekleri hemen atmalı mıyız yoksa bir iki gün daha toleransı var mıdır? Tabii cevap saklama koşullarına da bağlı ama tam karar veremedim doğrusu. Neyse biz tekrar dönelim freegan felsefesine…


Freegan, free (özgür) ve vegan (vejetaryen) kelimelerinin birleşerek oluşturduğu yeni yetme bir akıma yani freeganizme tabi olan insanlara verilen isim. Freeganlar lüks tüketime ve israfa tamamen karşılar ve tabiri caizse ikinci el yemek tüketiyorlar. Bu işi de çöp karıştırarak gerçekleştiriyorlar. Bu insanlar dünyada mevcut olan tüketim çılgınlığına karşı kendilerince bir akımını sürükleyen insanlar ve gün geçtikçe sayıları artıyor.

Çöp Sağlıksız Mı?

Karavandan bozma evinde çöplükten topladığı sosisleri kızartarak kendisine nefis bir akşam yemeği hazırlayan Ash Falkhingham için çöpteki tüm ürünler sağlıksız değil. Falkhingham, “Yediğim her şeyin çöplerden olması mantıklı bir yaşam seçimi. Bir süpermarket hayal edin ki; her şey bedava. Market rafları gibi. İsteyen gelip istediğini alıyor,” diyor. Freeganizmin İngiltere’deki ilk temsilcisi olan Falkhingham geçtiğimiz ekim ayından bu yana ülkeyi baştan sonra dolaşarak akımı diğer insanlara da yaymaya çalıştı. Freeganlar kendilerini evsizlerle karıştırtanlara “Benim evim dünya,” cevabını veriyor.

Tüm freeganların vejeteryan olduğunu düşünmeyin. Bazı freeganlar et ürünlerini de yiyiyor. Amerikalı genç freegan John Philips çöpün yiyecek için bir hazine olduğunu söyleyerek “Çöpten yemek sağlıksız diyorlar. İnsanlar öylesine tüketim çılgını olmuş ki paketi açılmamış olanları bile çöpe atıyor. Onlar kapitalizmin çöp kutuları olabilir, ama sosyalistlerin buzdolapları,” diyor.

Gönüllü İşsizlik

“Freeganizm sadece çöpten yiyerek yaşamak mı?” diye sorulabilir. Cevap “Hayır”. Akımın takipçileri insanın kendi zamanını kontrol etme hakkı olduğuna inanıyor. Bu yüzden kendilerini kalıplara sokan, ay sonunu getirmek için onlar için çok da bir şey ifade etmeyen maaşa ulaşmak için çalışmayı reddediyorlar. Freeganların felsefelerini aktardığı internet sitesinde ‘gönüllü işsizlik’ başlığı altında bu sorunsalın nedenleri şöyle açıklanıyor: “Bizler çalışan olarak şiddet, ölüm, yok etme makinesinin çarklılarından biri haline gelmeyi reddediyoruz. Temel ihtiyaçlar giderildiği zaman alınan ekstra maaşın hiçbir anlamı yok.''

Ulaşımda Freeganizm
Freeganlar ekolojik dengeyi bozan taşıtlarla seyahat etmiyor. Kaykay, bisiklet gibi çevre dostu araçlar onların da dostu. Sebze yağı ile çalışan arabalar ise alternatif tercihleri. Freeganlar ev sahibi olmanın bir ayrıcalık değil o kişinin yaşamdaki hakkı olduğunu düşünüyor. Onlar terk edilmiş ya da eve dönüştürülebilecek (ağaç kovuğu, karavan vs.) her nesneyi yaşam alanı olarak kullanabiliyor.

Politik Bir Hareket

Çöpe atılan yiyeceklerle besleniyor, ikinci el giysiler giyiyor, az çalışıp çok gönüllü iş yapıyorlar. Freeganizm sosyal olduğu kadar politik bir hareket olarak da yorumlanıyor. Çünkü hedef kapitalist kısır döngüyü hayata karşı freegan bir duruşla eritebilmek.


***harika bir yaşam felsefesi.ileride hayat kafamı daha çok s*cek olursa bende deniycem bunu ehehe

4 Ağustos 2008 Pazartesi



HOW CAN YOU POWER A PLANET HUNGRY ?...

30 Temmuz 2008 Çarşamba

Bu şekerleri yer miydiniz?





gayet yaratıcı bir sunuş. :p başlık biraz mide bulandırıcı olmuş farkındayım.ama neden yemeyesiniz ben hiç acımam yerim bu şekerleri. . . belki de yiyemem yukarıdaki insanları gördükten sonra,nasıl yiyebilirim.keşke evrendeki herkesin hiç düşünmeden yiyebileceği kadar çok şekerimiz olsaydı,paylaşabilseydik,kimse -açlık- gibi saçma bi nedenden ölmeseydi.Dünyada bu kadar çok yemek varken nasıl insanların açlıktan ölmelerine izin verebiliyoruz?