japon kültürü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
japon kültürü etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

7 Şubat 2013 Perşembe

bağışlanmış böbrek bir japon vatandaşı tarafından bağışlanmamışsa bir japon o böbreği kabul etmez!


"Bazen bu Japonların milliyetçilikleri beni çıldırtacak. Adam ölüm döşeğinde acil bir böbreğe ihtiyacı var. Böbrek bulunamazsa fazla yaşamayacak. Harıl harıl beyimize uygun böbrek aranıyor. Sonunda tüm dokularıyla vücuduna uygun bir böbrek bulunuyor... Bu sefer de beyefendi kabul etmiyor. Tek neden de böbrek sahibinin Japon vatandaşı olmaması. Japon hastaların yabancı uyruklulardan alınan organları kabul etmemeleri ancak Japon vatandaşlarından alınacak safkan organları tercih etmeleri doktorlara zor anlar yaşatıyor. Japon hastaların milliyetçilikleri yüzünden Japon vatandaşlarından alınan organlara milyonlarca yen fazla vermeleri ise bazı uyanıklara yeni iş olanakları sağlıyor. Japonya’nın sanayi kenti Osaka‘da uyanık girişimci kendisini halkla ilişkiler sorumlusu olarak tanıtıp büyük şirketlerin müdürlerine mektup göndererek, müşterisi olan bir erkek hasta için böbrek aradığını belirtiyor. Mektubunda aradığı böbreğin tıbbi tanımlamasını yaparken ısrarla orijinal Japon böbreği olması gerektiğini söyleyen uyanık girişimci, şirket çalışanları arasında böbreğini satmak isteyen Japon vatandaşı olursa 5 milyon yen karşılığında hemen alabileceğini de sözlerine ekliyor. Müşterisinin yabancılardan alınacak organlara güvenmediğini ve o tip böbreklerden hastalık kapmaktan korktuğunu belirten uyanık, böbreğini satmak isteyen Japonların her türlü tıbbı masraflarının da tarafından karşılanacağı garantisini veriyor."

siz siz olun japonya'da taksinizin kapısını kendiniz açmaya çalışmayın!


"Ne bu canım, böyle tüm taksiler pırıl pırıl ben böyle temiz taksiye binmeye alışkın değilim. Dünyanın hiçbir yerinde bu kadar temiz taksi yok. Hem artık siz bu temizlik işini abartınız canım. Makam arabasına mı biniyoruz, taksiye mi? Yoksa eve mi konuk mu oluyoruz? Belli değil.
Kir belli olsun diye tüm taksilere dantelli beyaz örtü takılır mı? Dünyada tüm taksi şoförleri kir belli olmasın diye koyu renkli koltuk kılıflarını tercih ederken siz tam tersini yapıyorsunuz. Biz küçükken, televizyon ve telefon gibi son teknoloji ürünü eşyalar yeni alındığında annem onların üzerine beyaz dantel örtüler orterdi. Ama hergün yüzlerce insanın inip bindiği taksiye beyaz örtü koymak hiç akıl karı değil. Hem şoförlere de yazık canım. Günde 3 defa örtü değiştiriyorlar. Gerçi siz de temiz tutmaya gayret gösteriyorsunuz ama ne de olsa örtüler beyaz.
Hadi beyaz örtüleri anladık diyelim, kapıların otomatik açılıp kapanmasına ne demeli. Neymiş efendim kapı kolları kirli olabilirmiş. Müşterilerin kapı kollarına ellerini sürüp kirletmemeleri için kapılar otomatik olarak açılıp kapanıyormuş. Bu bana hiç inandırıcı gelmiyor. Madem sırf yolcuların eli kirlenmesin diye bu otomatik kapıları koyuyorsunuz. O zaman ben taksilerin kapısını kendim açmaya çalıştığımda niçin bana kızıyorusunuz. Tamam şimdi öğrendim ama ilk geldiğim zamanlar, taksi şoförlerinden az fırça yemedim. Ben nereden bilebilirdim kapılarınızın otomatik açılıp kapandığını. Diğer yabancılar da benim gibi kapılarını kendileri açıp kapamak istedikleri için onları taksilerinize almamak da ne oluyor. Hiç yakıştıramadım."

japonya'da araba da ne yapılır?


"İşte size on puanlık uzman sorusu, araba kullanırken ne yapabilirsiniz?
Müzik dinleyebilirsiniz, cep telefonu ile konuşabilirsiniz, Yanınızdaki ile muhabbet edebilirsiniz, sigara tellendirip, çay kahve içebilirsiniz. Başka eh varsa küçük televizyonunuz, televizyon seyredip oranızı buranızı kaşıyabilirsiniz. Hepsi bu değil mi?

Hayır eğer Japonsanız yapacak daha çok şey var. Örneğin araba kullanırken makyaj yapabilirsiniz. Öyle bozulan makyajınızı tazelemenizden bahsetmiyorum. Sıfırdan oturup makyaj yapmaktan bahsediyorum.
Sabah işe yetişmek için acele ile sokağa fırlayan bayanlar tüm makyajlarını araba kullanırken yapabiliyorlar. Saçlarına fön çekmek dahil. Veya iş çıkışı bir partiye yetişmek zorunda olanlar makyajlarını tazelemenin yanı sıra elbiselerini bile değiştirebiliyorlar.
Hatta bazı Japon sürücüler kırmızı ışıkta beklerken birkaç saniye bile olsa uyuyabiliyorlar. Ama tabi bu süre içinde derin uyuya kalma tehlikesi de yok değil. Geçen akşam trafiğin en yoğun olduğu saatlerde kalabalık caddede kırmızı ışıkta bekleyen araçlardan birinin şoförü mışıl mışıl uyuyordu. Diğer araç sürücüleri de uyuyan şoförü rahatsız etmemek için korna bile çalmadan arabanın etrafından dolaşıp yollarına devam ediyordu.
Bir ara inip uyandırayım diye düşündüm ama baktım diğer Japonlar korna bile çalmıyor, Herhalde bir bildikleri vardır. deyip ben de diğer Japonlar gibi hiç gürültü yapmadan yanından dolaşıp yoluma devam ettim."

Japonlar on dinleyip bir konuşuyor..


Karşısındakinden on cümle dinliyor ancak bir cümle konuşuyorlar.
Otelde resepsiyon görevlisine para vereceksiniz, belki onbeş dakika rahatlıkla bekliyorsunuz.
Garsona yemek siparişi veriyorsunuz azamî yarım saat oturmak zorundasınız.
Bunu “tembellik” olarak değerlendirmeyin.
Mükemmeli yapmak için hazırlanıyorlar.
Devlet Bakanı Recep Önal “Temaslarımda net bir şey görüyorum. Japonlar çok iyi düşünüyorlar. Bizim basit teferruat diye üzerinde durmadığımız konuları defalarca anlattırıp dinliyorlar. Önemli olan Japonlar’a konunuzu iyi anlatmak... Belki saatler, günler sürebilir. Yorulursunuz, canınız sıkılabilir. Sonuca böyle ulaşabilirsiniz” diyor.
Önal, Japonlar’ın İstanbul Boğazı Tüp Geçişi, Yap-İşlet-Devret projeleri ve Bozüyük-Mekece otoyoluna anahtar teslimi talip olmaları için mücadele verdiklerini de sözlerine ekliyor.

Japonya'da Zorunlu trafik dersi



Japonların yaptıkları da insan haklarına sığmaz. Neymiş efendim trafik kurallarını ihlal edildiği için sadece para cezası ödemek yetmezmiş. Kuralların ihlal edilmesi cahilliğin göstergesiymiş ve bu yüzden de kesinlikle eğitilmek gerekiyormuş.
Öyle eğitimden kaçış yok, ‘‘size ne kardeşim, ben cahil doğdum cahil öleceğim’’ diyerek, bu işten kurtulamıyorsunuz. Japonya‘da ehliyetler üç senelik veriliyor ve bu süre içinde bir trafik suçu işlediyseniz, özel bir eğitimden geçmeden yeni ehliyetinizi alamıyorsunuz.
Diyelim arabanızı yol kenarına park etiniz. Polis gördü ve ceza yazdı. Siz de paşa paşa 16 bin yen (yaklaşık 125 dolar) nakit para cezasını ödediniz. Ama bununla kurtulduğunuzu sanıyorsanız yanılıyorsunuz. Bu işin sadece para ödemekle bitmediğini ehliyetinizi yenilemeye gittiğinizde anlıyorsunuz. Ama artık çok geç.
Polis merkezinde diğer cahil arkadaşlarınızla bir sınıfa dolduruluyorsunuz. İşte asıl eziyet şimdi başlıyor. Emekli polis memurları uzun uzun anlatıyorlar. Sonra da aynı hataları tekrarlarsanız başınıza gelebilecek felaketleri konu alan acıklı bir film seyrediyorsunuz.
Film sonunda yapılan küçük testi başarı ile geçip eğitildiğinizi kanıtlayabilirseniz, yeni ehliyetinizi almaya hak kazanıyorsunuz. Yok başarılı olamazsanız sil baştan herşeye yeniden başlayacaksınız.
Bu kadar işkence yetmemiş olacak ki, Japonlar yeni trafik kanunu hazırladılar. Altı ceza puanını dolduran, 16 bin yen para cezası ödedikten sonra ya üç saat boyunca caddelerde görevlilerle beraber park yapılmaz broşürleri dağıtacak, ya da üç saat boyunca bir emekli trafik polisi eşliğinde araba kullanacak. Yok bunların hiçbirini yapmazsa, 30 gün boyunca ehliyeti elinden alınacak.
Öyle altı ceza puanı deyip geçmeyin. Bir kırmızı ışık ihlali ve iki park yeri ihlali etti size altı puan. Her ceza için 16 bin yen'den toplam 48 bin yen cezanın ardından, bir 16 bin yen daha ceza ödedikten sonra diğer eziyetlere katlanamam.

Japonlar ASLA ‘HAYIR’I KULLANMAZ



Bir Japon için güven, her şeyin başıdır, kesinlikle size yüzde yüz güvenmelidir.
Japon'la konuşurken çok dikkatli olun. Gözünüzden, mimiklerinizden, beden dilinizden numara yapıp yapmadığınızı kesinlikle anlar. Beyaz yalanı bile kabul etmezler.
Siz ve firmanız hakkında çok derin araştırmalar yapar.
Dürüst değilseniz, Japon gözünde hiçbir değeriniz yoktur.
Söylediklerinizi uzun uzun not alır, asla unutmaz.
Aile yaşantısına çok önem verir.
Kravatlı olun ve koyu renkli giysileri tercih edin.
Japonya'da hayır kelimesi hiç kullanılmaz, en büyük hakaretlerden biridir. Evet'in bazı tonlamaları, onlarda hayır anlamına gelir. Bazı bakışlar, hareketler de hayır anlamına gelir.
Saygı çok önemlidir. Ciddiyetinizi hiç bozmayın, ağzınızdan çıkacak kelimeyi dokuz kere düşünün.
Japon ihaneti ve suistimali asla affetmez.
Japonya'da paraşütle inme, tepeden inme diye bir şey yoktur. Üst makamlara alttan yetişenler gelir.

JAPONYA

Japonya ve Japonlar hakkında bilgi


* Japonya'nın % 70'inden fazlası dağlarla kaplı. Japonya'da ülkenin sembollerinden olan Fuji yanardağı da dahil olmak üzere 200'den fazla yanardağ var.

* Japonya'da okuma - yazma oranı % 99'un üzerinde.

* 128 milyon nüfusu ile dünyanın en kalabalık 10. ülkesi ve 30 milyonluk nüfusu ile dünyanın en büyük metropolitanı olan Tokyo bu ülkede.

* Basaşi (çiğ at eti) ve suşi (çiğ balık eti) sevilen yemeklerin başlıcalarından.

* Japonya'da işsizlik oranı % 4'ün altında.

* 82,6 yaş ile dünyanın en fazla ortalama yaşam süresine sahip ülkesi. Türkiye ise 71,8 ile 98. sırada. ne dersiniz biz de basaşi ve suşi yemeye başlarsak o kadar uzun yaşayabilir miyiz acaba?

* İrili ufaklı 6800 adet adadan oluşan Japonya'da tarım arazisi çok sınırlı, bu nedenle meyve ve sebze fiyatları çok yüksek. Mesela bir kavunun fiyatı 15000 YEN, yani 270 TL!

* Japonya dünya da Singapur'un ardından en az cinayet vakası görülen 2. ülke.Fakat dünya'nın en büyük intahar ormanı olarak bilinen Aokigahara 'da japonya sınırları içerisinde.

* Japonya'nın geleneksel sporu sumo güreşi. Yeni sumo güreşçileri usta -çırak ilişkileri dahilinde deneyimli Sumo güreşçilerine banyo yaptırmakla görevli ve bu banyoya ulaşılması zor olan bölgeler de dahil!

* Japonya dünya animasyon film pazarının % 60'ını elinde tutuyor. Ve bu ülkede 120 'den fazla animasyon seslendirme okulu bulunmakta.

* Japonya'da mahkemeler acımasızlığıyla bilinmekte, açılan davaların % 90'ından fazlası mahkumiyetle sonuçlanıyor. Ülkede hapishaneler %100'ün üzerinde kapasite ile çalışıyor.