dinler ve inanışlar mit mitoloji mitoslar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dinler ve inanışlar mit mitoloji mitoslar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

13 Kasım 2009 Cuma

13. Cuma uğursuzdur ama neden?



Bazıları yedi sayısının uğuruna, bazıları ise tavşan ayağının şansına inanır. Fakat öyle bir gün var ki, eğer batıl inançlarınız kuvvetliyse hiçbir şey kar etmez: 13. Cuma. Aynı bugün olduğu gibi...

Bu yıl üçüncü kez Cuma gününe rastlayan ayın 13’ü bazıları için şanslı bir gün olarak adledilse de çoğunluk bugünün yılın en uğursuz günü olduğunu düşünür. Bu yıl daha önce Şubat ve Mart ayında yaşanan 13. Cuma bundan sonra bir daha 2015 yılında yaşanacak.

Kelimenin kökenine bakacak olursak 13. Cuma’dan korkmaya “paraskevidekatriaphobia” deniyor. Bu da Yunanca Cuma anlamına gelen Paraskeví (Παρασκευή), 13 anlamına gelen dekatreís (δεκατρείς) kelimelerinin fobi anlamına gelen phobía (φοβία) kelimesine eklenmesiyle ortaya çıkıyor.

Öncelikle 13’ün neden uğursuz olduğuna kısaca değinmek gerekirse iki küçük örnek yeterli olacaktır. Her ne kadar 13’ün uğursuzluğu Hıristiyanlık öncesine dayansa da birincisi İsa’nın son yemeğinde masada 13 kişi vardı. İkincisi ise İskandinav mitolojisine göre Valhalla’da verilen bir ziyafete davet edilmeyen iki buz devinin oğlu Loki istenmese de zorla gelmişti ve böylece masada 13 kişi olmuştu. Daha sonra da tanrılar tanrısı, rüzgar ve bilgelik tanrısı Odin ile ana tanrıça Frigg’in oğlu, en sevilen tanrı Balder katledilmişti.

Rivayete göre hikaye şöyleydi: Valhalla’daki ziyafete 12 tanrı davet edilmişti ve kötü tanrı Loki partiye davetsiz misafir olarak giderek davetli sayısını 13’e yükseltmişti. Loki, Odin ve Frigg’in oğlu kış tanrısını Hod’u Balder’e saldırması için kışkırtmıştı. Hod, Loki’nin verdiği ökseotundan yapılma mızrağı kaptığı gibi emre itaat ederek Balder’e fırlatmıştı. Balder ise oracıkta ölmüştü. Bütün Valhalla yasa boğulmuştu. O günden sonra da ziyafetlere 13 kişinin gelmesi uğursuzluk olarak adledilmişti.

Hatta Fransızlar yemeğe 14. gelen misafirler için Quartorziennes kelimesini kullanırlar. Ve yine Fransızlar hiçbir eve 13 numarasını vermezler. Çoğu sokak 13 adını almaz, İtalyanlar da ikramiyelerde 13 numarasını kullanmazlar. Hatta E. Cobham Brewer’ın 1894 tarihli “Dictionary of Phrase and Fable” kitabında Türklerin 13 numarasını, kelime dağarcıklarından çıkaracak kadar sevmediği yazar.

Bunun yanı sıra birçok binanın 13. katı yoktur. Bir inanca göre de eğer adınızda 13 harf varsa şeytanın şansı size bulaşmıştır. Örneğin Karındeşen Jack, Charles Manson, Jeffrey Dahmer, Theodore Bundy ve Albert De Salvo. Ayrıca bir cadı meclisinde de 13 cadı bulunur.

13 SAYISI BÜTÜNLÜĞÜ BOZUYOR

Numeroloji’ye göre 12 sayısı bütünlüğü simgeliyor; bir yılda 12 ay olması, 12 burç olması, 12 saat sistemi, İsrail’in 12 kabilesi, İsa’nın 12 havarisi, Olimpus’un 12 tanrısı, vs... 13 ise düzensiz ve bu bütünlüğü bozan olarak görülüyor.

Cuma’nın uğursuzluğu ise 14. yüzyılda Geoffrey Chaucer tarafından yazılan Canterbury Hikâyeleri’ne dayanır. Hikayeleri, Londra dolaylarından Canterbury' deki katedralde bulunan Saint Thomas Becket Mabedi'ne doğru hac yolculuğuna çıkanlar, yol boyunca vakit geçirmek için birbirlerine anlatır.

Yine İskandinav mitolojisine dönmek gerekirse Cuma adını aşk ve doğurganlık tanrıçası Frigga’dan almıştır. İskandinav ve Germanik kabileleri Hıristiyanlığa geçtiğinde Frigga bir dağın tepesine gönderilmiş ve cadı olarak adledilmişti. Her Cuma kindar tanrıçanın 11 başka cadı ve şeytanla, bu da toplamda 13 kişi ediyor, toplanarak bir sonraki haftanın kaderini belirlediğine inanılır. İskandinavya’da Cuma günü cadıların geceyarısı buluştuğu gün olarak bilinir.

Cuma günü ayrıca İsa’nın çarmıha gerildiği ve Adem ile Havva’nın yasak meyveyi yediği gün olduğu için uğursuz sayılır. Katoliklerin dışında Budistler ve Brahminler de bu günü uğursuz sayar. İspanya’da da cumanın şans getirdiğine inanılmaz.

CUMA GÜNÜ NE YATAK YAPIN NE DENİZE AÇILIN

Cuma gününe dair batıl inançlara gelince ise eğer Cuma günü yatağınızı değiştirirseniz, gece kabus görürsünüz. Cuma günü başlayacağınız bir yolculuk size kötü şans getirecektir. Eğer Cuma günü tırnaklarınızı keserseniz, onları kederden kesersiniz. Eğer Cuma günü bir gemi denize açılırsa kötü şansa sahip olur. Tıpkı 19. yüzyılda Cuma günü denize açılıp bir daha hiç haber alınamayan H.M.S. Friday gemisi gibi.

İngiltere Cuma denize açılmanın uğursuzluğuna dair batıl inancı kırmak için H.M.S. Friday gemisinin omurgasını Cuma günü çattı, mürettebatını Cuma günü seçti, Jim Friday adlı bir kaptan atadı ve Cuma günü denize açılmasını sağladı. Ve anlaşılan o ki bütün bunlar kötü bir fikirdi...

Dolayısıyla Cuma günü ve ayın 13’ünün birleşimi şu ana kadar bütün inançlardan birçok insana uğursuzluk getirmiştir. Bu konuda daha çok sözel bir tarih olduğu söylense de 13. Cuma’nın 13 sayısının ve Cuma gününü uğursuzluklarının birleşiminden doğduğuna inanılıyor.

İnanışa göre eğer 13. Cuma'da saçınızı keserseniz, ailenizden biri ölür. 13. Cuma'da doğan bir çocuk hayatı boyunca şanssız olur. Eğer 13. Cuma'da bir cenaze kortje önünüzden geçerse, bir sonraki cenaze sizinki olur. 13. Cuma'nın uğursuzluğu ile de değişik şekillerde savaşmaya çalışanlar olmuş. Mesela Indiana'da bir kasaba 13 Ekim Cuma günü bütün kara kedilerin boynuna küçük çanlardan takmış. O gün kötü bir şey olmadığını görünce de bu geleneğe üç yıl daha devam etmişler.

ILK YAZILI METİN 1869'A AİT

13. Cuma’nın uğursuzluğuna dair ilk yazılı metin ise Gioachino Rossini’nin 1869’daki biyografisinde rastlanmıştı: “Rossini sonuna kadar sevecen arkadaşlarıyla çevrelenmişti; ve eğer doğruysa, birçok İtalyan gibi Cuma’yı ve 13’ü uğursuz olarak adlederdi, 13. Cuma gününde ölmesi de dikkat çekiciydi.”

13. Cuma ile ilgili bir başka hikaye ise Tapınak Şövalyeleri’ne ait. Nathaniel Lachenmeyer’in “13: Dünyanın En Meşhur Batıl İnancı” kitabında şöyle yazar: “Tapınak Şövalyeleri 1118’de Kudüs’te manastırın ordusu olarak kuruldu. Haçlı Seferleri sırasında Hıristiyan hacıları koruyacaklardı. Sonraki iki yüzyıl boyunca Tapınak Şövalyeleri aşırı derecede güçlü ve zengin oldu. Bu güç karşısında kendini tehdit altında hisseden ve servetlerini ele geçirmek isteyen Kral Philip, Fransa’da 13 Ekim 1307 Cuma günü şövalyelerin topluca tutuklanmasını istedi.” Şövalyeler daha sonra yakılmıştı.

SAYILARLA 13. CUMA

Britanya'da British Medical Journal'ın ayın 6'sına denk gelen Cuma ve 13'üne denk gelen Cuma'ları karşılaştırarak yaptığı bir araştırma 13. Cuma günlerinde trafik kazalarında yüzde 52'lik bir artış olduğunu ortaya koymuş. Fakat Alman Sigorta İstatistikleri Merkezi ise 12 Haziran 2008'de bir açıklama yayınlayarak 13. Cuma'larda daha az kaza, yangın ve hırsızlık olduğunu söyledi. Bunun sebebi ise insanların korkudan evden çıkmamalarına bağlanıyor. Hollanda'da ise 13. Cuma'da araç sürmek daha güvenli. Çünkü normalde ortalama 7.800 kaza olurkan 13. Cuma'da 7.500 kaza bildirilmiş.

Kuzey Carolina'daki Stressle Başa Çıkma ve Gobi Enstitüsü'nün araştırmasına göre ise Amerika'da her yıl 17 ila 21 milyon kişi bugünden korktuğu için gündelik işlerini yerine getiremiyor.

mynet.com

4 Ağustos 2008 Pazartesi

Şahmeran Efsanesi ve Mitolojik Kaynakları


Anadolu’ nun sadece sözlü halk edebiyatında değil, el sanatlarında da etkisini sürdüren bir efsanedir Şahmaran yada Şahmeran. Özellikle genç kızların çeyizlerinde ki işlemelerde ve duvar resimlerinde kem gözlerden korunmak için kullanılmaktadır. Kimilerine göre Ceyhan ile Misis arasında Ortaçağda yapılan Yılankalede yaşamıştır. Bu söylencenin izleri Adana’nın selle, Ceyhan’ın yelle, Misis’in yılanla gideceği şeklindeki bir tekerlemeyle bütün canlılığını korumaktadır. Bu tekerlemede Yılankalenin koruyucu yılanlarının efendileri Şahmeran’ın öldürüldüğünü bilmedikleri ve bunu duydukları gün insanlardan intikam almak için Misis’e inerek insanları öldüreceklerine inanılır. Evliya Çelebi Seyahatnamesinde Yılankaleden bahsederken ”Evsafı Kal’ai şah Maran” yani Şahmaran Kalesi olarak söz eder ve bu kalede sürü sürü yılanın yanında boynuzlu ve ensesi tüylü bir yılanın görüldüğünü yazar. (Evliya Çelebi,1935:340)

Misis’te, Tarsus’ta ya da herhangi bir yerde anlatılan efsanelerde yoksul bir ailenin oğlu olan Lokman’ın odunculuk yaparak geçimini sağlarken Şahmeran’la tesadüfi karşılaşması anlatılır. Bu karşılaşmadan sonra Lokman uzunca bir süre Şahmeran’ın himayesinde yaşar. Daha sonra Lokman Şahmeran’ın yaşadığı yeri kimseye söylemeyeceği sözünü vererek evine döner. Ülkenin hükümdarının bir gün amansız bir hastalığa yakalanması ve hastalığın tek çaresinin Şahmeranın etinde olması üzerine Lokman’dan zorla Şahmeran’ın yeri öğrenilir. Şahmeran Lokman’ın ihanetine karşılık yine de ona iyilik yapar. Kesildikten sonra etinin kaynatılan ilk suyunun zehirli, ikinci suyunun ise şifalı ve iksirli olduğunu söyler. İkinci suyu içen Lokman bütün hastalıkların çaresini de bulmaya başlar.

Şahmeran’ın ölümü Medusa’nın ölümüne benzer. Her iki ölümle ele geçen sihirli güç insanlığın sağlık ve şifa bulması için kullanılmıştır. Yunan mitolojisinde geçen Gorgo canavarlarının mı Şahmeran’a mı yoksa Şahmeranın mı Gorgolara kaynak olduğu düşüncesi tartışılmaktadır. Özellikle Hesiodos’un Tanrıların Doğuşu adlı eserinde anlatılan Ekhidna Şahmerana çok benzerlik göstermektedir.

Hesiodos eserinde “ Ne ölümlülere, ne de ölümsüzlere benzeyen.
Bir mağarada doğdu bu azgın yürekli Ekhidna.

Yarı bedeni bir genç kızdı onun,

Güzel yanakları ve gözleri fıldır fıldır,

Yarı bedeniyse koskoca bir yılandı, korkunç,

Her yanı benek benek amansız bir yılan

Yerin gizli deliklerinde kaybolan;

Mağarasında otururdu Ekhidna,” diyerek tanımlamıştır Ekhidna’yı (Eyuboğlu, Erhat,1977:114).


Mitolojiye göre Ekhidna’nın ini Arima dağları denen Kilikya’da yerin altındadır. Yani efsanenin kaynağı Kilikya bölgesi olsun ya da olmasın yaşadığı yer burasıdır.

Efsanelerin çoğunda Şahmeran erkek olarak ifade edilir. Fakat özellikle Tarsus dahil olmak üzere Anadolunun her yerinde kullanılan Şahmeran motifinde Şahmeran kadın olarak resmedilir. Öykülerdeki bu cinsiyet değişikliği belki adının başındaki Şah kelimesinden kaynaklanmaktadır.

Efsanenin Hatti ve Hurrilerin etkisindeki Hitit mitolojisinden de izler taşıdığı düşünülmektedir. Hatti kökenli olan gök tanrısı Telepinu’nun Illuyanka ejderi ile savaşı Hitit mitolojisinin bir parçasıdır. Telepinu mitosunun ele geçen iki anlatısının birinde Illuyanka adlı ejdere yenilen gök tanrısı, ejderi yenmek için tanrıça İnar’ın Hupasiya adlı bir ölümlüye aşkını vaat etmesini kullanır. Aşka karşılık bu ölümlü, Illuyankayla yer içer, onu sarhoş eder. Bu fırsattan yararlanan gök tanrısı gelir, ejderi öldürür. Diğer hikayede ise gök tanrısını yenen Illuyanka gök tanrısının yüreğini ve gözlerini alır. Gök tanrısı öç almak için Arm adlı bir ölümlünün kızıyla evlenir ve ondan bir oğlu olur. Oğul büyüyünce ejderin kızıyla evlenir ve babasının yüreğiyle gözlerini geri alır. Gök tanrısı eski gücüne kavuşunca ejderi öldürmeye gider. oğlu araya girerek “Ejderi öldüreceksen beni de öldür ” der ve babası oğluyla beraber ejderi öldürür. Bu efsanenin benzeri Yunan mitolojisinde de vardır. Zeus ile Typhon arasında geçen savaşta, Illuyanka efsanesinin ana öğeleri bulunur (Akurgal,1993:107).

Typon omuzlarından yüz yılan başının yükseldiği, korkunç bir tanrı olarak ifade edilir. Yanardağ tanrısı olarak da tanımlanır. Ekhidnayla birleşerek korkunç canavarlar üretmişlerdir (Erhat,1989:316). Helen anlatısında Typhon tanrı Zeus’un yüreğini ve gözlerini değil, kollarının ve bacaklarının kas lifini almıştır.Bu örnekte ejderin gözcülüğünü yapan kızını Aigipan adlı bir kadın oyalarken Zeus’un kas liflerini tanrı Hermes geri alır. Efsanenin Kilikya bölgesinden geldiğini de yer adları açığa vurur. Helen anlatısında Typhon’un oturduğu yer Mersin civarınaki Korykos mağarasıdır. Adı geçen Casius Dağı ise Antakya yakınlarındadır. Efsanelerin hepsinde bir ölümlünün ihaneti söz konusudur.

Kimilerine göre Typhon’la Ekidna’nın kızı olan ve Odyseia’da sözü geçen mitolojik deniz canavarı Skylla da Şahmeran’a benzerlik gösterir. Skylla M.S. III. yüzyılda Tarsus sikkelerinin üzerine de basılmıştır. Sikkenin ön yüzünde Şua taçlı PUPIENUS arka yüzünde cepheden duran SCYLLA vardır. (SNG Levante 1633 ) Kaynağı ne olursa olsun bu gün hala Misis yakınında Çokçapınar köyünde Şahmeran Mağarası adı altında bilinen kutsal bir mekan vardır.


30 Temmuz 2008 Çarşamba

Cthulhu Mitosu ve Cthulhu




Cthulhu H.P Lovercraft'ın yarattığı kötülük yayan canavarlardan biridir.

Necronomicon' da şöyle tanımlanır ;

"that is not dead which can eternal lie and with strange aeons even death may die"

"sonsuza dek yatabilen ölü değildir; ve tuhaf zamanlarda ölüm bile ölebilir"

Cuthulhu Mitosu

Cthulhu Mythos" yaşamış korku türünün önemli isimlerinden sayılan Howard Phillips Lovecraft 'ın yarattığı bir evrendir ve bu evrende geçen, başlıca Call of Cthulhu olmak üzere birçok hikâye yazmıştır.

Temel olarak, insanlık ve Dünya'nın evrende bir kumsaldaki kum tanesi kadar önemsiz olduğunu savunan karamsar bir görüşe sahiptir. Evrendeki diğer varlıklar, insanlardan tanrı sayılabilecek kadar üstündür ve evreni şekillendirirler. Bu varlıklardan Dünya'ya ilk ayak basmış olanları "Ulu Eskiler (Great Old Ones)" olarak adlandırılır. Cthulhu'nun soyu daha sonraları dünyaya gelip Ulu Eskileri yok etmiş veya dünyanın derinliklerine çekilmek zorunda bırakmıştır.